Donanım geliştirme süreçlerinde fiziksel prototipe ulaşmak, Türkiye’deki mühendislik ekipleri için genellikle uzun teslim süreleri ve yüksek maliyetler yaratıyor. İstanbul Teknik Üniversitesinde (İTÜ) bu probleme odaklanan üç genç girişimci, geliştirdikleri yerli devre kartı üretim makinesi ile bu döngüyü kırmayı hedefliyor. Peki yerli devre kartı üretim makinesi, donanım geliştiricilerine ne gibi avantajlar sunuyor?
İçindekiler
Yerli devre kartı üretim makinesi yüksek ithalat maliyetlerine meydan okuyor
Türkiye’de üretilen yerli devre kartı üretim makinesi, AR-GE laboratuvarları ve KOBİ’ler için on binlerce avroluk ithal sistemlere karşı ekonomik bir alternatif sunuyor. İthal cihazların kurulum, eğitim, yedek parça ve lojistik süreçleri düşünüldüğünde, yerli ekosistem bütçe baskısını hafifletiyor. İTÜ’de eğitim gördükleri 2023 yılında temelleri atılan bu proje, 2024 yılında Teknopark İstanbul bünyesinde resmi bir girişime dönüştü.
Girişimciler Kaan Yapıcı, Ömer Faruk Güleç ve Yaren Özdemir, TÜBİTAK, İTÜ ARI Teknokent ve Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM) destekleriyle yola çıktı. Ekip, elektronik üretiminde dışa bağımlılığın yalnızca son ürün tedarikiyle sınırlı olmadığını savunuyor. Onlara göre asıl katma değer, tasarım döngüsünün kritik adımlarını yerelleştirmekten geçiyor.
Eklemeli elektronik yöntemiyle gelen üretim bağımsızlığı
Geliştirilen cihaz, geleneksel filament eriten 3 boyutlu yazıcılardan farklı olarak, eklemeli elektronik yöntemi ve mikro dozajlama prensibiyle çalışıyor. Sistem, iletken veya fonksiyonel mürekkepleri belirli akış, hız ve basınç parametreleri altında kontrollü bir şekilde yüzeye aktarıyor. Bu sayede iletken hatlar, kimyasal aşındırmaya gerek kalmaksızın malzemenin ihtiyaç duyulan bölgelerine seçici olarak yazdırılıyor.
Bu yaklaşım, televizyonlardan giyilebilir teknolojilere, cep telefonlarından ev aletlerine kadar geniş bir yelpazedeki elektroniklerin prototiplenmesini kolaylaştırıyor. Laboratuvar ortamında hızlı prototipleme imkanı sunan sistem, her tasarım revizyonunda yurt dışından örnek kart beklemek yerine, aynı gün içerisinde test yapılmasına olanak tanıyor.
İlk durak yerel kurumlar ikincisi ise Avrupa pazarı
Tamamen yerli imkanlarla üretilen bu cihaz, iç pazarda öncelikli olarak AR-GE odaklı üniversiteler ve teknoloji geliştirme süreçleri yürüten kurumlarla buluşuyor. Üretim döngüsünün kontrolünü tamamen kurumlara devreden sistem, mühendislik ekiplerinin donanım geliştirken daha bağımsız ve hızlı hareket edebilmesinin de önünü açıyor.
Girişimin bir sonraki stratejik hedefi ise esnek elektronikler ve malzeme araştırma altyapılarına sahip olan Avrupa ülkeleri olarak belirlendi. Almanya, Hollanda, İtalya, Fransa ve Birleşik Krallık gibi ülkelerde yerli teknolojinin pazar payı elde etmesi amaçlanıyor. Global pazarda donanım geliştirebilen Türk girişimlerine yönelik algının yükselmesi de bu süreci destekliyor.
İlginizi Çekebilir: TÜRKSAT uçak içi internet projesini duyurdu! Uçuşlarda yerli bağlantı dönemi ne zaman başlıyor?
Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Türkiye’de geliştirilen bu yerli devre kartı üretim makinesi donanım sektörünün dışa bağımlılığını azaltabilir mi? Düşüncelerinizi yorumlar kısmında belirtebilirsiniz. Daha fazlası için bizi takip etmeyi unutmayın!






