Sosyal medya
Xiaomi Mi 10 banner

Genel

2021 Mercedes E-Sınıfı, kapasitif direksiyonuyla geliyor!

Mercedes, mart ayında makyajlı E-Sınıfı‘nı tanıtmıştı. İlginç tasarımıyla dikkat çeken yeni direksiyon simidine ait yeni ek bilgiler açıklandı.


İlginizi çekebilir: Lotus, motorsporları mirasını, özel Elise’lerle kutluyor!

reklam

Aracın direksiyon simidinde bulunan “çift bölgeli sensör katmanı” olarak adlandırılan sistem, sürücünün elinin direksiyonda olup olmadığını algılıyor.Söz konusu sensörler, direksiyonun ön ve arka bölgelerinde bulunuyor.

Sürücünün, direksiyona önceden dokunduğu bölgelere ve direksiyonun dönüş şeklinden, simide dokunanın sürücü olup olmadığını anlıyor. Yarı otonom sürüş esnasında aracın kendi başına gittiğini görüp, aracın “direksiyona dokun” uyarısını pek umursamayan sürücülerin sayısını oldukça azaltması bekleniyor.

Yeni E-Serisi’ne ait direksiyon simitlerinden birisi

Bu şubat ayında meydana gelen ölümcül Tesla kazası da, bu tip güvenlik önemlerinin önemini vurgular nitelikte. Olayı kısaca özetlersek söz konusu Tesla Model X sürücüsü, araç “Autopilot” modundayken, yan bariyerlerin olmadığı bir alandan geçerken aracın “direksiyona geç” uyarısını dikkate almıyor. Ve bu uyarı çarpışma olmadan 5.9 saniye önce geldiği hale sürücünün sorumsuzluğu kazaya sebep olmuş.

Yeni güvenlik teknolojisinin yanı sıra direksiyonda, dokunmatik kontrol tuşları yer alıyor. Sürücünün ses seviyesi veya hız sabitleyici ayarlarını kolayca yapabilmesini sağlayan, akıllı telefonlardaki gibi kaydırma hareketlerine olanak tanıyor. Tabi bu tuşlar, geleneksel basmalı tuşlar gibi de çalışabiliyor.

Mercedes’in iç tasarım yetkililerinden Hans-Peter Wunderlich:

Direksiyon simidi tasarımı, kendi başına bir dünya ve genelde hafife alınsa da oldukça özel mücadelelerdir. Parmak uçları, normalde fark etmediğimiz çok küçük şeyleri hissedebiliyor. Eğer bu pürüzler rahatsız edici veya direksiyon ele tam oturmuyorsa bundan hoşlanmayız. Bu dokunma hissi, beyne geri bildirim olarak gider ve arabayı beğenip beğenmeyeceğimize bile karar verir.” diyor.

Direksiyon simidi ilk kez, 1894‘te Fransız mühendis Alfred Vacheron tarafından yapıldı. Bundan önce arabalara, direksiyon kolları veya kranklar yön verirdi. Çünkü atların ulaşım aracı olarak kullanıldığı günlerden kalma bir adet olan “dizginlere asılmak” hareketini arabalarda da kullanmak istemişlerdi.

1900 yılında Daimler-Motoren-Gesselschaft şirketine ait Phoenix yarış arabasında, buna benzer bir teknoloji yer buldu. Mercedes, Simplex‘lere bir direksiyon takmaya devam edecekti. Ancak ateşleme zamanlaması ve hava-yakıt karşımı gibi motor fonksiyonlarını düzenlemek için bulunan kollardan dolayı günümüz direksiyonlarından biraz uzaktı.

Direksiyonlara 1920‘lerde kornalar eklendi ve 1950‘lerde vites kolu eklendiğinde bu gelişim hız kazandı. Daha sonra şirket, yol bilgisayarı ve hava yastıkları gibi daha modern özellikleri tanıttı.

 

MSI reklamı

Teknoloji dünyasına dair gelişmeleri severek takip ediyorum ve bunları başkalarıyla paylaşmayı seviyorum.

Yorum yapmak için tıklayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Huawei Mate 40 Pro tasarım detayları ortaya çıktı

Huawei-Mate-40-Pro-5K_2-2048x1688

Huawei Mate 40 ile ilgili detayların ortaya çıkmasının ardından, serinin bir üst cihazı olan Mate 40 Pro modelinin de tasarım detayları ortaya çıktı. Sızdırılan fotoğraflara göre, iki model arasında da bazı farklılıklar mevcut. Pro versiyon, yine ciddi manada kıvrımlı bir panele ve 4’lü arka kamera modülüne sahip. Ön tarafta ise, 2 model de benzer bir kamera modülüne sahip.


İlginizi çekebilir: Huawei Mate 40 görüntüleri sızdırıldı

reklam

Huawei-Mate-40-Pro-5K_3-2048x1959

Huawei Mate 40 Pro modelinin tasarım detayları ile ilgili sızıntılar ortaya çıktı

Cihazın teknik detayları ile ilgili henüz onaylanmış bir bilgiye sahip olmasak da; cihazın tasarımını şimdiden görebilmek ise mümkün. 6.7 inç OLED bir ekran paneline sahip olacak olan Huawei Mate 40 Pro, kendisinden bir önceki modelin tasarım hatlarını bünyesinde barındıran bir tasarım anlayışına sahip. Cihazla ilgili beklenen en önemli detaylardan biri olan işlemci ise; Kirin 1000 / 1020 modellerindeki belirsizliklerden dolayı henüz kesinleşmedi. Cihaz için tahmini tanıtım tarihinin ise, Ekim ayı sonlarında olması bekleniyor.

Huawei-Mate-40-Pro-5K_4-scaled

HiSilicon Kirin 1020 ve Mate 40 Pro, birlikte tanıtılabilir

Huawei’nin yeni işlemci setlerinin, 2020 yılının 3. çeyreğinde gelmesi bekleniyor. Ayrıca Huawei’nin en güçlü işlemcileri olacak bu işlemciler, ilk olarak Huawei’nin amiral gemisi modellerinde kullanılacak. İsminin Kirin 1020 olması beklenen yeni işlemci setinin üretimi, 5 nanometrelik süreçle gerçekleştirilecek. Weibo’da ortaya sızıntıların çıkarıldığı popüler bir hesaba göre ise, Kirin 1020’nin Apple A14 ve Apple ARM CPU arasında bir maliyete sahip olması bekleniyor. Fakat endişe konusu olması gereken ilk konu, bu çipsetin maliyeti veya performansından ziyade, boyutları ile alakalı. HiSilicon işlemcilerin MediaTek ve Qualcomm işlemcilere göre en büyük dezavantajı olan boyut problemi, bu işlemci için de sözkonusu olacak.

Huawei için en önemli nokta ise, 5 nanometrelik süreçte üretilen ilk işlemcileri, Apple ile eşzamanlı olarak piyasaya çıkarıyor olmaları olacak. Ayrıca Kirin 1020’nin, Kirin 990’dan %50 daha güçlü olacağı da kulislerde yayılan söylentiler arasında yerini almış durumda. %50 performans artışının ise, işlemci dünyası için çok büyük bir oran olduğunu belirtmemize gerek yok. Cortex A76’dan Cortex A78’e direk geçen Huawei, A77’yi pas geçerek Qualcomm Snapdragon 865’i de geride bırakmış oluyor. Kirin 1020’nin son önemli özelliği ise, dahili 5G modülüne de sahip olacak olması. Siz Huawei Mate 40 Pro modelinin tasarımı ve Kirin 1020 ile ilgili neler düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlarda bizlerle paylaşabilirsiniz. Ve son bir hatırlatma; sosyal mesafenizi korumayı ve ellerinizi bol bol yıkamayı unutmayın!

MSI reklamı
Devamını oku

Genel

Bunu da yapmışlar: Ferrari 360 Modena “Limuzin”

Araba alım satım işleri günlük hayatın sıradan olaylarından birisi. Fakat bir ilan var ki bu sıradan gidişat Avustralya‘da alt üst oldu. Karşınızda 399 bin 999 Avustralya Doları fiyata sahip, Ferrari 360 Modena Limuzin!


İlginizi çekebilir: Hyundai, havayı temizleyebilen yeni bir klima geliştirdi!

reklam

Her 360 Modena modeli gibi Maranello‘da üretilmiş bu sürüş makinesi, normal haliyle elbette ki çok seviliyordu. Fakat her şey, aracın 2012‘de İngiltere‘den Avustralya‘ya getirilip, ortadan ikiye ayrılmasıyla başladı.

Görsellere ilk bakıldığında “kesin ip var” dedirten bu limuzin 360 Modena, aracın orijinal kasasının alüminyum olmasından mütevellit, gövde uzantıları da alüminyumdan yapılmış. Fakat uzatılan tavan, yan paneller ve arkadaki martı kanadı kapılar, aracı hafifletmek maksatlı fiberglastan yapılmış.

Bu proje sonunda normalde 2 kişi taşıyabilen araç, 8 kişiyi taşıyabilir bir kapasiteye ulaşmış. Kabinde iki tane televizyon, gümbürtülü bir ses sistemi, renkli ortam aydınlatması ve mini bar bulunuyor.

Üzerinde 360 Modena’nın standart motoru bulunan bu araç, 400 beygir gücündeki 3.6 litre atmosferik V8‘e sahip. Fakat şanzıman olarak Subaru Liberty GT‘nin aktarma organını kullanıyor.

Bu proje, ilk yapılan 360 Modena limuzini değil. İki yıl önce ABD‘de yapılan ve 95 bin $ fiyata satışa çıkarılan sarı renkli bir 360 Modena limuzin, maalesef ki alıcı bulamadı. Avustralya’daki bu diğer örnek ise yaklaşık 400 bin Avustralya Doları değerindeki etiketi ve 65 bin km‘lik geçmişiyle farklı bir kadere sahip olabilecek mi? İlgililer için aracın ilanını da buraya bırakıyorum.

Kaynak: Carscoops

MSI reklamı
Devamını oku

Genel

Hyundai, havayı temizleyebilen yeni bir klima geliştirdi!

Hyundai, kabin içi hava kalitesini iyileştiren yeni klima sistemini duyurdu. Bu sistem ilk olarak, Hyundai Grubu’nun global modellerinden önce Güney Kore‘deki belirli modellerde kullanılacak.


İlginizi çekebilir: Kia’nın yeni elektriklisi, Tesla Model 3 ile birlikte test ediliyor!

reklam

Yeni klima sisteminde Üfleme (After-Blow), Çoklu Hava (Multi-Air) ve İnce Toz Ayırıcı (Fine Dust Indicator) olarak üç ayrı klima modu yer alıyor. Üfleme modunda, sistem üzerinde yer alan bir çeşit buharlaştırıcı ile klima içerisinde oluşan suyu kurutarak, klima üzerinde küf oluşumu engelleniyor. Bu mekanizma aracın motoru durdurulduktan sonra çalışıyor. Normal klimalardaki buharlaştırıcı ile bu işlem 30 dakika sürerken, Hyundai’nin sisteminde bu süre 10 dakikaya kadar iniyor. Böylelikle klima içinde kalan nem ile zararlı mikropların çoğalması için uygun ortam, daha çabuk yok ediliyor.

Çoklu Hava modunda ise bildiğimiz hava menfezlerine ek olarak sürücü ve yolcu koltuklarına eklenen yeni çoklu hava yuvalarından hava dağıtılıyor. Bu mod ile gürül gürül bir hava akımı yerine, hafif bir esinti ile daha sakin ve sessiz yolculuklar hedefleniyor. Kendi kişisel fikrim, bu tip “sakin ama etkili” bir klima sistemiyle ekstra konforun yanı sıra, özellikle elektrikli araçlarda, araç menzilinin uzunluğuna katkı sağlayacağını da düşünüyorum.

Gelelim bu yeni sistemin en dikkat çeken modu olan İnce Toz Ayırıcı’ya. PM 2.5 seviyesindeki (boyutu 2.5 mikrometre veya daha küçük olan parçacıkların sınıfı) ultra ince partiküllerin yoğunluğunu ve havanın kirlilik seviyesini ölçebilen bu modda, eğer havadaki partikül seviyesi eşik değeri aşılırsa bu mod devreye giriyor. Bu mod aktifken hava sirkülasyonu yapılıyor ve havadaki nemi azaltmak için klimanın gücü 3 ve 8 arasında otomatik olarak değiştiriliyor. Eğer bu prosedür de işe yaramazsa araç sahibinin klima filtrelerini değiştirmesi, kirli koltuk veya paspasları temizlemesi gibi uyarılar veriliyor.

Kaynak: Carsoops

MSI reklamı
Devamını oku