Sosyal medya
MSI reklamı

Genel

Windows’un Kapanma Saatini Nasıl Belirlersiniz?

Windows işletim sisteminin kapanma saatinizi ihtiyaçlarınıza göre düzenlemek enerji tasarrufu elde etmenin en verimli yollarından biridir. Bu görevi başarmak için birbirinden kullanışlı iki uygulamayı inceliyoruz.

Eğer gün boyu bilgisayarla uğraştıyorsanız ve yatağa gitmeden önce bilgisayarı kapatmayı unutuyorsanız sizin için harika bir(daha doğrusu iki) yöntemimiz var. Elbette oyun tutkunuysanız ve sabahlara kadar PC ile vakit geçiriyorsanız bu seçenekler size göre değil ama sadece işlerinizi gerçekleştirdiğiniz bir PC’den bahsediyorsak, bir kapanış saati belirlemek son derece uygun yöntemlerden bahsediyoruz.

reklam

RTG Ninja

RTG Ninja Kapatma, Hindistan merkezli geliştirici Priyanshu Kumar tarafından oluşturulmuş bir uygulamadır. Yazılımı web sitesinden bir ZIP dosyası olarak indirdikten sonra, klasörün içindekileri çıkarın ve Belgeler klasörünüz gibi kullanışlı bir yerde saklayın. Ne zaman kullanmanız gerektiğinde, EXE dosyasını çift tıklamanız yeterli.

Her şey son derece basit. Menüden istediğiniz saat, dakika, saniye ve AM / PM seçeneğini seçin. Burada hatırlanması gereken en önemli şey, dört alanı da doldurmazsanız RTG Ninja’nın çalışmamasıdır. Bu nedenle saniye seçeneğini dahi ayarladığınızdan emin olun.

Ardından, Kapatma, Yeniden Başlat veya Oturumu Kapat seçeneğine ilişkin istediğiniz simgeyi seçin.

Pencereyi açık tutmak istemiyorsanız, “Gizleyin” ibaresini tıklayın. Uygulama arka planda çalışmaya devam edecek ve olur olmadık yerde karşınıza çıkarak karşınıza çıkmayacak.

Uygulamayı şu bağlantıdan indirebilirsiniz.

https://rtg-ninja-shutdown.en.softonic.com/

Simple Shutdown Timer

İnanması zor olabilir ama RTG Ninja’dan bile kolay kullanılabilen ve her şeyi daha basit ifade edebilen bir uygulama mevcut. Uygulamanın adı aslında gereken her şeyi yansıtıyor: Simple Shutdown Timer.

Solda gördüğünüz gibi, bu program şaşırtıcı derecede küçük. Pencereyi genişletme seçeneği olsaydı çok hoş olurdu, ama maalesef bu seçenekten yoksunuz.

Bu uygulama ile yapmanız gereken tek şey, bilgisayarınızın çalışmasını istediğiniz saati, saat, dakika ve saniye metin girişi kutularını doldurarak ayarlamak. Ardından açılır menüyü tıklayın ve bilgisayarınızı kapatıp kapatmayacağına, yeniden başlatmaya, hazırda bekletmeye veya uyku moduna geçmeye karar vermeye karar verin.

Ardından Başlat’ı tıklayın: Zamanlayıcı geri sayıma başlayacaktır.

Simple Shutdown Timer; aslında Windows 2000 için geliştirilmişti. Ne var ki başarılı yazılım, aradan geçen 17 yıldan sonra bile büyük bir başarı ile çalışıyor. Yazılımın sadece masaüstü sürümü değil, mobil versiyonu da mevcut.

Eğer iki yazılım da sizin için yeterli değilse, Windows’un dahili araçlarından faydalanabilirsiniz. Lakin söz konusu yazılımların hiçbir eksikleri olmadığını vurgulamalıyız.

Uygulamayı şu bağlantıdan indirebilirsiniz:

http://www.pcwintech.com/simple-shutdown-timer

 

İngiliz Dili Edebiyatı ve Kamu Yönetimi alanlarından mezunum. Şu anda Tarih Yüksek Lisansı yapıyorum. Oyun, bilim-kurgu ve fantastik edebiyat, çizgi roman ve tabii ki sinema ve dizi tutkunuyum. Şimdilerde yeni Star Wars ve Justice League filmleri için gün sayıyorum.

Yorum yapmak için tıklayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Wi-Fi’ın su altı versiyonu olacak olan Aqua-Fi üzerinde yapılan denemeler başarılı oldu!

Aqua-Fi

Teknoloji tarihinde, Tesla tarafından uzaya gönderilen astronotlardan tutun birçok teknolojinin lansmanına kadar birçok önemli olaya; bu olaylar nerede yaşanıyor olursa olsun, internet sayesinde kendi gözlerimizle şahit olabilme fırsatı yakaladık. Ve elimizin altında internet mevcut olduğu sürece, bu gibi anlara, eş zamanlı olarak şahit olmaya da devam edebileceğiz gibi gözüküyor. İnsanlık olarak, hava ve uzay boşluğu da dahil olmak üzere, interneti hemen hemen her yerde kullanabiliyoruz. Yalnız, insanlık olarak internet bağlantısı sağlayamadığımız bir yer hala mevcut! Derin denizler! Bilim insanları, Aqua-Fi adını verdikleri bir teknoloji ile bu sorunu çözebilmeyi ve derin denizlerde de internet bağlantısını mümkün kılabilmeyi umuyorlar.


İlginizi çekebilir: Qualcomm, Snapdragon 865+ 5G işlemcisi ortaya çıktı

reklam

Uzayda bile internet bağlantısı kurabilirken, su altında internet bağlantısı kurabilmek neden bu kadar zor?

Bildiğiniz üzere günümüzde kablosuz bağlantılar, radyo dalgaları, akustik sinyaller ve ışık sinyalleri olmak üzere farklı teknolojiler üzerinden sağlanıyor. Fakat bu teknolojilerden hangisini kullanırsanız kullanın; hepsinin belirli limitleri var. Hele ki konu bir de bu teknolojileri su altında kullanmaya gelince… Örneğin akustik sinyaller, uzun mesafeleri katedebilirler; fakat taşıyabilecekleri veri kapasitesi sınırlıdır. Işık sinyalleri ise yine uzak mesafeleri katedebilirler ve taşıyabilecekleri veri çok daha fazladır; fakat gönderici, taşıyıcılar ve de alıcı arasında ciddi bir engel olmadan direkt bir bağlantı kurulmak zorundadır. Radyo dalgaları ise su altında kısa mesafelerde veri taşıyabilirler. Kısacası, bu yönden bakınca su altında canlı video paylaşımı yapmak şuanda maalesef pek de mümkün gözükmüyor. Tabi burada birincil hedef, su altında eğlenceli görüntüler yakalamaktan ziyade, derin denizlerin bilim insanları tarafından hala keşfedilmeyi bekleyen birçok şeyi içinde barındırıyor olması. Birçok bilim insanı, denizler altındaki yaşamı detaylı bir şekilde gözlemleyebilmek ve keşfedebilmek istiyor. Ve yeni bir çalışma bizlere gösteriyor ki su altında ışık demetleri yoluyla akuatik bir internet bağlantısı sağlamak mümkün olabilir!

Suudi Arabistan’da bulunan Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden bir ekip, su altında internet bağlantısı kurabilmeyi mümkün kılan bir “denizler altı internet bağlantısı” protokolü geliştirdi. Geliştirdikleri teknolojiye ise, Aqua-Fi adını verdiler. Bu teknoloji ile, LED ışık sinyalleri ve lazerler ile, su altında veri taşımanın mümkün olduğunu gösterdiler. LED ışık sinyalleri, su altında düşük enerji tüketimi ile kısa mesafelerde veri taşımayı mümkün kılıyor. Lazer ışık sinyalleri ise, daha çok güç tüketmesine rağmen daha uzak mesafelere veri taşıyabiliyorlar.

Aqua-Fi ile ilgili neler biliyoruz

Aqua-Fi’ın ilk prototipi ile ilgili bütün bilgiler, çalışmayı yürüten ekip tarafından IEE Explore üzerinde yayınlandı. Yayınlanan rapora göre ekip, Aqua-Fi prototipinde, 520 nanometrelik lazer ışık hüzmelerine ek olarak; yeşil LED ışık hüzmeleri kullanmış. Testler sırasında ekip, 2.11 megabyte / saniye hızlara ulaşabilmiş; ve bu hıza ulaşırken, 1 milisaniye gibi düşük gecikme süreleri yakalayabilmeyi başarmışlar. Ekip lideri Shihada’nın açıklamasına göre bu çalışma, su altında internetin insanlık tarihinde ilk kez tamamen kablosuz bir şekilde tam anlamıyla kullanılabilmesinin başarıldığı bir deneme idi. Fakat buna rağmen, ekibin hala aşması gereken belirli problemler var. Bu problemlerden biri ise, ışık hüzmelerinin çeşitli kırılmalar ile dağılabilmesi. Ekip, bu problemi aşabilmek için küre şeklinde bir alıcı kullanmayı planlıyor. Böylece alıcı, farklı açıyla gelen bütün internet sinyallerini bünyesinde toplamayı başarabilecek.

Shihada, ortaya çıkardıkları bu teknoloji ile ilgili olarak, “uygulaması nispeten kolay bir teknolojiyi, görece uygun bir maliyetle üretebilmeyi başardık; böylece su altı ortamını da küresel internetle buluşturabilmek mümkün olacak. Hatta birgün, Aqua-Fi’ın su altı birçok projede, internet sağlayabilmek için neredeyse Wi-Fi kadar yaygın olarak kullanılmasını umuyoruz” dedi.

Siz Aqua-Fi teknolojisi ile ilgili neler düşünüyorsunuz? Derin denizlerdeki yaşamı canlı canlı izleyebilmek sizce de çok ilginç olmaz mıydı? Düşüncelerinizi yorumlar sekmesinde bizlerle paylaşabilirsiniz. Ve son bir hatırlatma; sosyal mesafenizi korumayı ve ellerinizi bol bol yıkamayı unutmayın!

Devamını oku

Genel

Alonso, F1’e geri dönüyor! Hem de Renault’la birlikte!

Renault ile iki kez F1 dünya şampiyonluğu yakalayan Fernando Alonso, F1’e geri dönüyor. Alonso’nun geri dönüşü, Renault tarafından doğrulandı.


İlginizi çekebilir: Tesla, 5. seviye otonom sürüşe “neredeyse” hazır!

reklam

Dünya şampiyonluklarını 2005 ve 2006 yıllarında kazanan Alonso, Esteban Ocon ile birlikte Daniel Ricciardo‘nun yerini alacak.

Fernando Alonso 2018 yılında Formula 1’den ayrılmıştı. O zamandan beri Toyota‘ya pilotluk yapıyordu. 2019 Dünya Dayanıklılık Şampiyonası‘nı ve 2019‘daki 24 saatlik Le’Mans‘ı kazandı. Alonso ayrıca Dakar Rallisi‘nde Toyota ile yarıştı ve Indy 500‘de de boy göstermişti.

Alonso, “Renault benim ailem. Onlarla olan,  F1’deki iki dünya şampiyonluğumu en sevdiğim anılarım olarak hatırlarım. Şimdi ise tekrar birlikteyiz. Bu büyük bir gurur kaynağı ve muazzam bir duygu. Kariyerime başlama şansımı veren takım, şimdi bana en üst seviyeden F1’e geri dönme imkanı sunuyor. Renault, eskiden yaptığımız gibi podyumlara dönmek istiyor. Tıpkı benim gibi.” şeklinde açıklamada bulundu.

Bu gelişme hakkında Renault Sport Racing Genel Müdürü Cyril Abiteboul, “Alonso’nun takımımıza geri dönüşü Renault Grubu’nun F1’e bağlılığını sürdürme ve zirveye geri dönme planımızın bir parçası. Onun ekibimizdeki varlığı, hem spor adına hem de markamız için oldukça müthiş bir durum. Esteban ve Alonso ile birlikte Renault F1 takımı, 2022 sezonuna en iyi şekilde hazırlanmak için mücadeleye başladı.” dedi.

 

 

Devamını oku

Genel

Tesla, 5. seviye otonom sürüşe “neredeyse” hazır!

Şangay‘da her sene düzenlenen, Dünya Yapay Zeka İstihbarat Konferansı (WAIC) esnasında Elon Musk, Tesla‘nın otonom sürüşte 5. seviyeye neredeyse hazır olduğunu söyledi.


İlginizi çekebilir: Yeni 2021 Toyota Corolla Cross tanıtıldı!

reklam

Bu, şu anda satışta olan Model S/3/X/Y’lerin sürücüden tamamen bağımsız şekilde kendini sürebileceği anlamında geliyor. Musk, ” Seviye 5 veya tamamen bağımsız sürüşlerin olacağına inanıyorum ve bu beklediğimizden çok daha çabuk gerçekleşecek. Bu sene içerisinde Seviye 5 otonom sürüş çalışmalarımızı tamamlayacağımızı düşünüyorum.” dedi.

Ayrıca Amerikalı üreticinin, otomobillerde daha gelişmiş bilgisayar sistemleri kullanabilmek için yeni ısıtma ve soğutma sistemleri üzerinde de çalıştığı söyleniyor.

Musk her ne kadar güvense de sektörde büyük bir kesim, otonom arabalara bu denli güvenmenin şimdilik doğru olmadığını düşünüyor. Çoğu ülkenin yollarındaki kalitenin yeterince iyi olmayışı, bu güvensizliğin en büyük sebeplerinden biri. Çukurlar, şeritleri belirgin olmayan yollar gibi etmenler, otonom sürüşün güvenilirliğini azaltıyor.

Kaynak: Autonews Europe

 

Devamını oku