Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI), geçtiğimiz yıl Microsoft‘a başvurarak Guam’daki COVID işsizlik yardım programıyla ilgili potansiyel dolandırıcılık soruşturmasının bir parçası olarak üç dizüstü bilgisayarda depolanan şifreli verilerin kilidini açmak için anahtarları talep etti. Kaynaklara göre Microsoft bu yasal talebe uydu. Normalde teknoloji şirketlerinin gizliliği korumak adına yetkililere şifreleme anahtarlarını teslim etmeye direndiği biliniyor. Peki, Microsoft‘un bu kararı BitLocker kullanıcıları için ne gibi sonuçlar doğuracak?
İçindekiler
Microsoft ve Apple’ın Tarihi Gizlilik Duruşu
Bu tür durumlarda şirketlerin yasal taleplere karşı çıkması sektörde yaygın bir tavırdır. En bilinen örnek, Apple’ın 2016’daki San Bernardino saldırganlarının telefonuna erişim izni vermeyi reddetmesiydi. FBI, daha sonra cihazın kilidini açmak için üçüncü bir taraf bulmuş, ancak sonuçta davasını geri çekmişti. Google ve Facebook dahil olmak üzere çoğu büyük teknoloji şirketi bu savaşta Apple’ı desteklemişti. Hatta o dönemde Microsoft bile Tim Cook’un pozisyonunu, diğerlerine göre daha az agresif olsa da desteklediğini belirtmişti.
Ancak bu güncel olayda, Microsoft hükümet taleplerine boyun eğme kararı aldı. Forbes’a yapılan açıklamada, şirket, “geçerli bir yasal emir aldığında BitLocker kurtarma anahtarlarını sağladığını” doğruladı. Microsoft sözcüsü Charles Chamberlayne, şirketin sunucularında depolanan bu anahtarları yasal olarak teslim etmek zorunda olduklarını açıkladı.
Chamberlayne, konuyu daha da açarak şu ifadeleri kullandı: “Müşteriler, şifreleme anahtarlarını yerel olarak, Microsoft’un erişemeyeceği bir konumda veya Microsoft’un bulutunda saklamayı tercih edebilirler. Bazı müşterilerin, gerektiğinde şifreleme anahtarlarını kurtarmalarına yardımcı olabilmemiz için Microsoft’un bulut depolamasını tercih ettiğini biliyoruz. Ancak anahtar kurtarma kolaylık sunarken, istenmeyen erişim riskini de beraberinde getirir.”
Oregon Senatörü Ron Wyden ise karşı çıkarak Forbes’a, şirketlerin “kullanıcıların şifreleme anahtarlarını gizlice teslim etmesinin” sorumsuzluk olduğunu söyledi. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) gibi Gizlilik savunucularını endişelendiren en önemli şey, bu durumun yarattığı emsal ve potansiyel kötüye kullanım riskidir. Mevcut yönetim ve ICE gibi kurumlar, veri güvenliğine veya hukukun üstünlüğüne çok az saygı gösteriyor.
Uluslararası Gizlilik ve Güvenlik Endişeleri
ACLU’dan gözetim ve siber güvenlik danışmanı Jennifer Granick, Forbes’a konuştu ve konunun ABD sınırlarını aştığını vurguladı. Granick, “İnsan hakları sicili şüpheli olan yabancı hükümetler” de benzer şekilde Microsoft‘un müşteri verilerine ait anahtarları teslim etmesini bekleyebilirler yorumunu yaptı. Bu durum, küresel çapta kullanıcı verilerinin güvenliği açısından ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Dijital çağda kişisel verilerin korunması, teknoloji şirketlerinin yasal zorunlulukları ile gizlilik taahhütleri arasında hassas bir denge gerektiriyor. Microsoft‘un BitLocker anahtarlarını teslim etme kararı, bu dengeyi gizlilik aleyhine bozduğu iddiasıyla eleştirilerin merkezinde yer alıyor.
İlginizi Çekebilir: Oppo: Yeni Telefonlar Dört Android Güncellemesine Sahip Olacak!
Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Şirketler, yasal emirler karşısında bile kullanıcı gizliliğini mutlak öncelik olarak görmeli mi? Düşüncelerinizi yorumlar kısmında belirtebilirsiniz. Daha fazlası için bizi takip etmeyi unutmayın!






