Sosyal medya

Uzay - Bilim

Kuru Kafaya Benzeyen Göktaşı 2018’de Dünya’yı Teğet Geçecek

2015 yılında Dünya’nın yakınından geçen kuru kafa görünümlü göktaşı 2018 yılında tekrar geçecek

2015 yılında Cadılar Bayramı sırasında gezegenimizin yanından geçen 2015 TB145 diğer adıyla Cadılar Bayramı asteroidi 2018 Kasım ayında gezegenimizi teğet geçecek. Kuru kafa görünümlü asteroidin bir kente düşmesi durumunda bir felaket kaçınılmaz olacaktı. Ancak astronomlar, asteroidin gezegenimiz için hiçbir tehdit taşımadığını belirtiyor.

İlk geçişini 2015 yılında gerçekleştiren asteroid, 390 metre büyüklüğünde ve 2800 tonluk bir dinamit etkisine sahip. Çarpışma durumunda kıtasal ölçeklerde felakete neden olabilecek olan Cadılar Bayramı asteroidi ile neyse ki herhangi bir çarpışma tehlikesi bulunmuyor.

NASA’nın Yakın Dünya Cisim progamı yöneticisi Paul Chodas: “Eğer doğrudan Dünya’ya yönelmiş olsaydı, bunun hakkında herhangi bir şey yapmak için çok geç kalmış olacaktık. Bu büyüklükte bir asteroidi geçişinden sadece 20 gün öncesinden tespit edebilmişken saptırmak imkansıza yakın bir olay” dedi.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi, NASA’ya göre, böylesi bir durumda geleceğimiz hiç de parlak değil. Gezegenimizin göktaşı çarpmasına karşı hazır olmadığı uyarısında bulunan NASA çalışanı Dr Joseph Nuth, American Geophysical Union’ın toplantısında yaptığı konuşmada sürpriz bir asteroide müdahale edecek sürenin olmayabileceğinin altını çizmişti.

Nuth’a göre, bu riski ortadan kaldırmanın en garanti yolu uzaya tek görevi gezegenimize çarpması muhtemel asteroidleri inceleyecek bir araç göndermek.

Yorum yapmak için tıklayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Yongadan yongaya kuantum ışınlanması yapıldı!

Kuantum fiziği yasalarına dayanarak bilgi işleyebilen teknolojilerin gelişiminin, modern toplum üzerinde derin etkilerinin olacağı su götürmez bir gerçek. Örneğin günümüzdeki en güçlü süper bilgisayarlar için dahi çok karmaşık olan sorunları kuantum bilgisayarlar rahatlıkla çözebiliyor. Hatta kuantum internet, dünya üzerindeki tüm sanal ortam bilgilerini, kötü niyetli siber saldırılardan, olabilecek en üst düzeyde koruma sağlayabilecek.


İlginizi çekebilir: Huawei, Google uygulamalarının eksikliğini hissetirmeyecek.


Kuantum bilgisayar

Kuantum bilgisayar

Kuantum teknolojilerin temelinde neler var?

Bütün bu işlerin merkezinde kontrol etmesi ve ölçmesi çok zor olan tekli kuantum parçacıkları üzerine kodlanan “kuantum bilgi” yer alıyor. Bristol Üniversitesi ve Danimarka Teknik Üniversitesi‘nin işbirliğiyle geliştirilen nano boyutlarda, içerisinde ışık yardımıyla  bilgi taşıyan devreler kullanarak yeni yongalar geliştirdiler. Bu yongalar ışık aracılığıyla “kuantum bilgi” işlemeyi yüksek verimlilikle yaparken ve daha az gürültü ortaya çıkarıyor. Bu da demek  oluyor ki, kuantum bilgisayarlar ve iletişimde daha karmaşık sistemlerin üretilmesi kuvvetle muhtemel.

Ayrıca, Nature Physics isimli yayında yer alan çalışmaları ile de bazı canlandırmalara ev sahipliği yaptılar. Çığır açan deneylerden birinde ise Bristol Üniversitesi’nin Kuantum Mühendisliği Teknoloji Laboratuarları’ndaki araştırmacılar, ilk kez iki yonga arasındaki bilgilerin kuantum ışınlanmasını gösteriyorlar. Bunun kuantum iletişim ve kuantum bilgisayarların gelişimindeki temel taşlarından biri olacağını söylediler.

Kuantum ışınlanma olayı nedir?

Kuantum ışınlanma, bir kuantum parçacığının dolaşıklık (kuantumda kullanılan bir terim) kullanarak, bir yerden başka bir yere kuantum hal transferi olmasıdır. Başka bir deyişle, söz konusu kuantum parçacığı karşı tarafa fiziksel olarak gitmiyor, karşı tarafta bulunan bir kuantum parçacığının halini kendi haline benzeterek, sanki karşı tarafta bulunuyor gibi bir koşul oluşturuyor. Yani tam anlamıyla, filmlerde gördüğümüz şekildeki gibi bir ışınlanma henüz söz konusu değil. Zaten Bristol Üniversitesi’nin Kuantum Mühendisliği Teknoloji Laboratuarları’ndaki çalışmalarda da iki yonga arasında, birbirine dolanmış bir bağlantı kurmanın oldukça zor olduğu doğrulandı.

Bristol yetkililerinden Dan Llewellyn ” Laboratuarda iki yonga arasında, her iki yongadaki  fotonların tek bir kuantum durumunu paylaştığı, yüksek kaliteli bir dolaşıklık bağlantısını görüntüledik. Daha sonra her yonga, dolaşıklığı kullanan bir dizi canlandırma için tamamen programlandı. Esas canlandırma ise bir parçacığın, kuantum ölçümü yapıldıktan sonra iki yonga arasında iletildiği, iki yongalı bir ışınlanma denemesiydi. Bu ölçüm, aynı zamanda dolaşma bağlantısını daraltan ve parçacığın durumunu alıcı yongada başka bir parçacığa aktaran kuantum fiziğinin garip davranışını temel alıyor.” şeklinde bir açıklamada bulundu.

Bristol‘daki diğer bir yetkili olan Dr. Imad Faruque ise ” Yongalar üzerindeki yüksek kaliteli foton kaynakları üzerine olan önceki çalışmalarımızı temel alarak, dört kaynağı kapsayan daha karmaşık bir devre sistemi kurduk. Bu kaynakların tümü test edildi ve dolaşıklı değişim gerçekleştirilen bu deneylerde önemli bir kriter olan neredeyse aynı olan fotonları yaydılar.” şeklinde ekledi.

Kuantum ışınlanmasında  %91 oranında isabet!

Deney düzeneği şeması

Sonuçlar son derece yüksek doğrulukta, %91 seviyesinde başarıyla ışınlanma gerçekleştirildi. Buna ek olarak araştırmacılar dolaşıklı değişim (kuantum tekrarlayıcılar ve kuantum ağları için gerekli) ve dört fotonun frekans durumu (kuantum hesaplama ve kuantum internette gerekli) gibi tasarımlarının diğer bazı önemli işlevlerini gösterebildiler.

Danimarka Teknik Üniversitesi‘ndeki (DTU) yetkililerden Dr. Yunhong Ding  “Düşük kayıp, yüksek stabilite ve mükemmel kontrol edilebilirlik, entegre kuantum fotonikler için son derece önemlidir. Bu deney, DTU‘da yüksek kaliteli üretime dayanan, son teknoloji düşük kayıplı silikon fotonik teknolojisi sayesinde mümkün oldu.” şeklinde yorumda bulundu

Ayrıca baş sorumlu Dr. Jianwei Wang, Pekin Üniversitesi‘nden yaptığı açıklamada “Gelecekte, kuantum fotonik cihazların ve klasik elektronik kontrollerin tek bir Si-çip entegrasyonu, yonga tabanlı CMOS (bütünleyici metal oksit yarı iletken) uyumlu kuantum iletişim ve bilgi işlemenin kapılarını açacak.” dedi.

 

 

 

 

 

Devamını oku

Uzay - Bilim

NASA, uzayda işlenen ilk suç için soruşturma başlattı!

Amerikan Uzay ve Havacılık Kurumu (NASA), bir astronotun görev esnasında suç işlediği gerekçesiyle soruşturma başlattı. Bu soruşturma, uzay tarihinde bir ilk anlamına geliyor.


İlginizi Çekebilir: 59 TL’ye BİM’de satılan Polosmart Smartfit akıllı bileklik incelemesi


Uzayda suç işleyen astronot için NASA devreye girdi

İddiaya göre astronot Anne McClain, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki görevi esnasında boşanma sürecinde olduğu eşinin banka hesaplarına izinsiz olarak girdi. Durumu tespit eden eşi Summer Worden ise McClain hakkında geçtiğimiz yıl Federal Ticaret Komisyonu’na şikayette bulundu. Bunun üzerine NASA Teftiş Kurulu da ayrı bir iç soruşturma başlattığını duyurdu.

6 aylık özel görevinde böyle bir suç işlediği iddia edilen Anne McClain, ilginç olay ile ilgili açıklamasında suçlamayı kabul etmedi. Aile hesabında oğlunun bakımı ve ödemeler için yeterli paranın olup olmadığına baktığını söyleyen McClain, inceleme tamamlanana kadar sessiz kalacağını belirtti.

NASA‘nın kıdemli çalışanları arasında yer alan Anne McClain, iddialar ispatlanırsa uzayda suç işleyen ilk insan olarak tarihe geçebilir. Dünya yörüngesine yerleştirilen Uluslararası Uzay İstasyonu; Amerika, Rusya, Kanada, Japonya ve Avrupa ülkelerinin içinde bulunduğu ortak bir mülkiyet altında bulunuyor. Yapılan anlaşmalara göre istasyonda görevli olan kişilerin suça karışması durumunda, yargılamanın ülkelerindeki yerel mahkemeler tarafından yapılması gerekiyor. Dolayısıyla eğer NASA McClain’i suçlu bulursa ve yargılanması istenirse dava Amerika mahkemelerinde görülecek. Ayrıca göreve devam eden personelin suç işlediği kesinleşirse Dünya’ya iade edilmesine ilişkin ilginç bir mevzuat da anlaşmanın maddeleri arasında yer alıyor.

Devamını oku

Haber

Norveç’te telefon kurtaran sevimli balina Rus Ajanı çıktı

rus casusu balina

Geçtiğimiz günlerde yayılan videoda; bir kadının suya düşen telefonunu kurtaran sevimli bir balina kalplerimizi okşamıştı. Sonraki günlerde bir tekneye çarpan bu dostumuzun, Rus donanması tarafından eğitildiğine dair kanıtlar ortaya çıktı.


İlginizi çekebilir: Orijinal iPod eBay’de 20.000 dolardan satışa sunuldu!


Norveç Hammerfest civarında kayda alınan videoda, bir kadın yanlışlıkla elindeki telefonu okyanusa düşürüyor. Birkaç dakika sonra sevimli bir balina, ağzındaki cep telefonunu sahibine uzatarak cihazını kurtarıyor. Sosyal medyada pek çok paylaşım alan bu olay hakkında, telefonun sahibi olan Ina ManiskaOkyanusa bakmak için iskeleye oturduk ve kapatmayı unuttuğum ceketimin cebindeki telefonum okyanusa düştü. Balina, ağzında telefonumu bana doğru uzatana kadar, onu tamamen kaybettiğimi düşünmüştüm.” dedi.

https://www.instagram.com/p/BxFlIZpAT7a/?utm_source=ig_web_copy_link

Nisan ayının başında bir balıkçı teknesine çarpan balinada ise insanları oldukça tedirgin edecek bir koşum bulundu. Balina nın üzerine bağlanmış şekilde bulunan ve üzerinde “St. Petersburg Ekipmanı” yazan ve logosu bulunan bu ilginç koşum, balıkçılar tarafından çıkarıldı.

Balina hakkında Norveç Polisi, korkutucu koşumun şu anda ellerinde olduğunu ve bu sevimli canlının insanlar ve tekneler için güvenliksiz olabileceğini düşünüyor. Bu yüzden balinayı, İzlanda’da da bulunan bir sığınağa tahliye etmeyi düşündüklerini duyurdu.

Devamını oku