Sosyal medya
Huawei P40 reklamı

İnceleme

Windows 8: Masaüstünde dokunmatik devri

01 Microsoft’un yeni masaüstü işletim sistemi Windows 8, dokunmatik ekranlı cihazları düşünerek tasarlanmış yepyeni bir tecrübe vaat ediyor. Dünyanın en çok tercih edilen ya da artık bir nevi zorunluluk haline gelen işletim sistemi Windows, her işletim sisteminde başarı yakalayamadı şimdiye kadar. Yakın zamandan örnek vermek gerekirse Windows XP kullanıcıların büyük beğenisini kazandı, fakat insanlar bir türlü XP’den vazgeçirilemedi. Windows 7 çıktığında ise insanlar aradaki Windows Vista’yı es geçip, doğrudan Windows 7 kullanmaya başladılar. Hatta internette dolaşan geyiklerden bir tanesi Microsoft’un sırayla bir tane iyi, bir tane kötü işletim sistemini piyasaya sürdüğü, bu yüzden de Windows 8’in kötü olacağı üzerineydi. Bizler de ön sürümlerden sonra gerçek Windows 8 deneyimine benzer ön yargılarla atıldık. Dokunmatik arayüz Microsoft belki de dünyanın en ileri görüşlü firmalarından bir tanesi. Fakat bir sorun var ki, şirket ya pazarlama hatalarından, ya teknik hatalardan ya da dünyanın daha benzer teknolojilere hazır olmadığından çok güzel ürünlerini rafa kaldırmak zorunda kaldı tarihte. Bunun en güzel örneği olarak da geleceğin teknolojisi denilen dev dokunmatik ekran, kablosuz iletişim ve NFC kullanımı ile veri alışverişi üzerine kurdukları ilk Surface sistemiydi. Bir masa şeklindeki Surface, zamanının çok ötesinde olmasına rağmen hiç hayata geçemedi. Microsoft da bu ismi şimdi Windows 8 ekosistemini kullanacak yeni tabletinde kullanıyor. Windows 8 tamamen dokunmatik ekran odaklı, fakat “ucundan azcık” da alışkın olduğumuz klavye ve fare kombosuna uygun klasik bir masaüstü de içeren bir işletim sistemi. Genel olarak tüm sistem daha önce Metro arayüzü olarak anılan (telif hakkı sorunları yüzünden Microsoft bu şekil kullanımdan vazgeçti) yeni başlangıç ekranı üzerine kurulu. Bu ekranda kullanıcılar sadece tek tıklamayla tam ekran uygulamaları kullanabiliyorlar. Bu uygulamalar da yerleşik gelen Microsoft mağazasından ücretli ya da ücretsiz olarak indirilebiliyor. Yeni arayüz tamamen interaktif kutucuklardan oluşuyor. Bu kutuların çoğunun çalışma felsefesi, alışkın olduğumuz wigdet (ya da gadget) uygulamaları ile aynı, yani uygulamanın içerisine girmeden bile çeşitli bilgilere ulaşabiliyorsunuz. Örnek olarak bir hava durumu uygulaması size uygulamayı çalıştırmaya gerek olmadan bulunduğunuz yerdeki bilgileri verebiliyor.

Sayfalar: 1 2 3 4

Yorum yapmak için tıklayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Fiat, Egea temelli bir SUV planı yapıyor olabilir!

Otomotiv sektöründeki en revaçtaki araç sınıflarından biri hiç şüphesiz SUV‘ler. Fiat‘da bu akıma uyarak kazançlarını arttırma peşinde olabilir.


İlginizi çekebilir: Volkswagen T-Roc Black Edition geliyor!


Fiat‘ın üst düzey yöneticilerinden Oliver Francois, Egea’nın yeni neslinde Volkswagen T-Roc, Hyundai Tuscon, Nissan Qashqai gibi kompakt SUV türündeki araçlar gibi yan modellere sahip olabilir.

Francois’in AutoExpress ile olan bir röportajında “Tipo (Egea) satışları iyi gidiyor fakat bir SUV kadar değil. Tipo’nun yeni nesliyle birlikte, SUV araçlarla daha rekabetçi bir ortam yakalamalıyız.” şeklinde bir açıklamada bulundu.

Fiat, yeni nesil Egea’nın geliştirirken mevcut model çeşitlerini (hatchback, sedan ve station) koruyacağına kesin gözüyle bakılıyor. Fakat Kia XCeed rakibi bir dördüncü modelle aileyi genişletebilir veya bu fikrin fişi tamamen çekilebilir. Başka bir seçenek ise söz konusu aracın Egea ailesinden ayrı, başka bir isim altında farklı bir model olarak gelmesi.

Kia XCeed

Tipo (Egea)’nın üstünde, yanında veya yeni bir Tipo serisi görmeyi bekleyenler olabilir. Fakat aile taşımacılığı için tercih edilenler genelde Qashqai tarzında oluyor. Kimler bu konuda iyi? Skoda, Seat, Kia ve Hyundai gibi bütçe dostu markalar. Evet, biz onlarla rekabet edeceğiz dürüst olmak gerekirse. Fiat’ın ürün gamında, bu bölümün eksikliklerini hemen kapatmamız ve hızla beslememiz bizim için çok önemli.” diye ekledi Francois.

Fiat’ın bu planının, FCA-PSA grubu ortaklığından da nasibini alması bekleniyor. Fakat Peugeot 3008, Citroen C5 Aircross ve Opel Grandland X gibi modellerin, henüz akıbeti belli olmayan bu crossover için platformlarını paylaşıp paylaşmayacağı belli değil.

Fiat Punto yerine gelecek bir süper mini de planlanıyor

Fiat Punto

İtalyan üreticinin küçük sınıf hatchback üretmeye de hevesli olduğu söyleniyor. Birkaç sene önce üretimi sonlanan Punto ile Fiat, meydanı VW Polo, Renault Clio ve Ford Fiesta gibi rakiplerine bırakmıştı. Fiat’ın planladığı bu model için yine PSA‘yla ortak hareket edilebilir, Peugeot 208 ve Opel Corsa ile kardeş bir araç görebiliriz.

Francois, “B segmentinde bir temsilciye ihtiyacımız var. Bu aslında gizemli bir plan değildi. Sadece sürekli erteleniyordu. Şimdilerde ise gelişme aşamasında. Ancak bu modelden bahsetmek için henüz çok erken. Fakat B segmenti için bir temsilcimiz kesinlikle olacak.” dedi.

 

Devamını oku

Akıllı Telefon

Xiaomi Mi 10 inceleme – Karmaşık duygular içindeyiz!

Yazan:

Xiaomi Mi 10 inceleme -kapak

Xiaomi Mi 10 inceleme videomuzda, ülkemizde kısa bir süre önce satışa çıkan amiral gemisi modelini inceliyoruz. Bakalım şirketin ülkemizde şu anda yaklaşık 8200 TL civarında satılan amiral gemisi modeli Xiaomi Mi 10 bizlere neler sunuyor?

Xiaomi Mi 10 inceleme – Tasarım ve ekran detayları

Cihazın yeşil, gri ve pembe olmak üzere üç farklı renk seçeneği var. Modelin önü ver arkası Corning Gorilla Glass 5 cam, yan çerçeveleri ise metal malzemeden üretilmiş. Ön taraftan baktığınızda köşede yer alan ön kamera deliği ve kavisli ekran tasarımı oldukça güzel bir görüntü sağlıyor. Arka tarafta ise Mi Note 10  modeline benzer bir kamera tasarımının kullanıldığını görüyoruz. Telefonun tasarımsal açıdan en beğendiğimiz noktası stereo hoparlörler oldu. Zira hem üst hem de alt tarafta yer alan hoparlörler, mono hoparlör kullanan cihazlara kıyasla çok daha iyi bir deneyim sunuyor. Telefonun ekran altına gömülü parmak izi sensörü de oldukça kararlı çalışıyor. Ancak P40 Pro gibi rakiplerine oranla hız anlamında biraz daha yavaş kaldığını belirtelim. Telefonun tasarımsal açıdan göze çarpan iki eksiği var. Bunlardan birincisi suya ve toza dayanıklılık sertifikası olmaması ve 3.5 mm’lik kulaklık girişinden mahrum olması.

6.67 inç boyutlu Super AMOLED panel kullanan ve 1080p Full HD+ bir çözünürlükle gelen Xiaomi Mi 10 modelinde, 90 Hz yenileme hızı ve HDR10+ desteği yer alıyor. Hem yüksek kare hızı, hem de oldukça yüksek bir parlaklık seviyesine çıkabilen ekran, gerçekten telefonun en başarılı olduğu konulardan biri olmuş.

Performans ne durumda?

Xiaomi Mi 10 modelinde Snapdragon 865 işlemci, 8 GB RAM ve 128 GB ile 256 GB arasında değişen depolama alanı seçenekleri yer alıyor. Telefonda microSD kart desteği yok ve mevcut dahili depolama UFS 3.0 standartını kullanıyor.

Snapdragon 865 işlemci, şu anda Androdi ekosisteminin en güçlü işlemcisi. Hal böyle olunca telefon performans anlamında şu an alabileceğiniz en iyi modellerden biri.

Kameradaki “Pro” kırpmaları can sıkıyor!

Gelen Xiaomi Mi 10 inceleme yazımızda, en önemli konulardan biri olan kameraya. Telefonda 108 MP’lik bir ana kamera, 13 MP ultra geniş açı, 2 MP makro ve 2 MP derinlik algılayıcısı bulunuyor. Telefonun ana kamerası, “amiral gemisi” ismine yakışır olsa da Pro modelden ayırmak için kullanılan yardımcı kameralar o “amiral gemisi” sıfatına pek yakışmıyor. Buna rağmen telefon portre fotoğraflarında oldukça başarılı, gece çekimlerinde en iyisi olmasa bile gece modunu da kullandığınızda güzel sonuçlar veriyor. Ancak makro kamera ve geniş açı kamerası cihazın eksi noktalarından sayılabilir. Video tarafında ise 8K 30 FPS, 4K – 30 FPS/60 FPS desteği bulunuyor. OIS sadece 4K 30 FPS ve alt çözünürlüklerde çalışıyor.

Son olarak cihazda 4780 mAh batarya, 30W kablolu ve kablosuz şarj ile 5W tersine şarj desteği bulunuyor. Modeli kullanırken 90 Hz ekranda kullanmamıze rağmen 9 saatlik bir ekran süresi aldık ki, bu değer bir amiral gemisi için gayet iyi.

https://youtu.be/fz3sTzzUslQ

Devamını oku

Aksesuar

Razer Basilisk X Hyperspeed incelemesi | Kablolardan kurtulun!

Razer Basilisk X Hyperspeed

Razer Basilisk X Hyperspeed modeli markanın sevilen Basilisk faresinin yeni nesil ile beraber kablosuz özgürlük ile kavuşturuyor. Yeni Basilisk serisi Basilisk V2, Basilisk X Hyperspeed ve Basilisk Ultimate olarak üç model ile karşımıza çıkarken bu yazımızda kablosuz özgürlük arayanlara Hyperspeed modelini inceliyoruz.


İlginizi çekebilir; Razer Opus, resmi olarak duyuruldu!


Razer Basilisk X Hyperspeed incelemesi

Razer Basilisk X Hyperspeed, tam kablosuz bir özgürlük sunması ile dikkat çekiyor. 2,4 GHz alıcısıyla ya da Bluetooth LE üzerinden iletişim kurabilen fare, hem farklı cihazlar arasında kolayca geçiş sağlarken, aynı zamanda tam bir özgürlük vadediyor.

Tasarımına baktığımızda tanıdığımız özelleştirilebilir bir Basilisk tasarımı yer alan cihazda 6 adet programlanabilir tuş bulunuyor. Ancak şahsen sevdiğim baş parmağınıza denk gelen tetik tuşu Basilisk X Hyperspeed modelinden kaldırılmış. Fakat Basilisk V2 ve Basilisk Ultimate modellerinde bu tuş yer alıyor ve 11 adet programlanabilir tuş bulunuyor. Bu konuda biraz eksik kalmış diyebiliriz. Ayrıca Razer’ın alışılagelmiş Chroma efektleri de bu modelde yer almıyor. Bunun asıl sebebi ise hem RGB aydınlatma istemeyenleri düşünmek hem de pil ile çalışan bu modeldeki kullanım ömrünü uzatmak olduğunu düşünüyorum. Fakat tasarımsal olarak sağ ele göre oluşturulan bu model, rahat bir kullanım vadediyor. Malzeme kalitesi de oldukça iyi ki Razer’dan bunu bekleriz.

Üstün performans

Razer Basilisk X Hperspeed kablosuz bir fare olması nedeniyle kablosuz performansına baktığımızda kabloluyu aratmıyor. CS:GO, Valorant, COD Warzone gibi rekabetçi oyunlarda da geri kalmadan kablolu fare kullanan rakiplerinizden gecikmesiz bir şekilde baş edebilmenizi sağlıyor. Adından da anlaşılacağı gibi Hyperspeed teknolojisi yer alıyor. Razer’ın verdiği bilgiye göre rakiplerine nazaran %25 daha hızlı bir tepkime süresi veriyor. Aynı zamanda dünyanın en iyi tıklama gecikmesiyle bu noktada rakipsiz olduğu belirtiliyor. Adaptif frekans desteği ile kablosuz cihazların fazla olduğu durumlarda yaşanabilecek gecikme ve kopmaları önlemek için en uygun ve en hızlı frekansa geçebiliyor.

%99,4 gibi çok yüksek takip doğruluğu ile kutudan çıkan Razer Basilisk X Hyperspeed Razer patentli 5G optik sensörü ile 16.000 DPI değerine çıkabilen 450 ips hızında ve 40 G’ye varan hızlanma desteğiyle gerçekten başarılı sunabiliyor. Tüm oyun ve profesyonel işlerinizde hassas ve anlık dokunuşlara imkan veren bu sensör, piyasanın en iyilerinden biri konumunda.

Şarjım biter mi derdi yok

Kablosuz bir fare olarak uzun batarya ömrü de önemli yanlarından biri. 2,4 GHz bandında 280 saate varan Razer Basilisk X Hyperspeed’in batarya süresi BT LE modunda ise 450 saate kadar uzayabiliyor. Tek bir AA kalem pil ile çalışan cihazda bu kullanım ömrü tercih edeceğiniz yeni pillere göre de değişebilecekken ucuz pil kullanımlarında çok daha kısa olabileceğini de bahsedelim. Bu noktada kablolu ya da kablosuz şarj desteği olsa daha iyi olabilir diye düşündüren Razer, bunu arayanlara Basilisk Ultimate modelini çıkarmış. Yani olmazsa olmaz özelliklerin yanı sıra opsiyonel avantajları farklı bir model ile sunarak daha alınabilir bir ürün ortaya koymuşlar.

Genel olarak baktığımızda halen aktif olarak kullandığım Razer Basilisk X Hyperspeed modeli ergonomik tasarımı, rahat kullanımı ve üst seviye optik ve bağlantı teknolojileri ile e-spor arenalarında kablosuz özgürlük adına tercih edilebileccek bir model ortaya koymuş. Yüksek DPI değeri ile her oyuna uyum sağlayan cihazın yetemeyeceği bir durum görmedim. Fazlasını arayanlara bahsettiğim gibi Ultimate modelini tavsiye ediyorum. Kablolu sevenler ise Basilisk V2’yi tercih edebilirler.

Devamını oku