Sosyal medya

Video

Bitcoin paranın yerini alabilir mi? | Nedir bu Bitcoin!

Blockchain teknolojisi ve kripto para dünyası gün geçtikçe daha da çok göz önüne geliyor ve biz de tabi ki HWP olarak teknolojinin olduğu her yerdeyiz ve artık kripto paralarla ilgili de düzenli içeriklerle karşınızda olacağız. Tabi temelden başlamak en iyisi o yüzden bence ve hatta birçoklarına göre de şuanda en efektif olan para birimine yani Bitcoin’e değinerek başlayacağız. 


İlginizi çekebilir: TCMB kripto para raporu ortaya çıktı! Raporda neler var?


Bitcoin’in temelleri

Tabi bu konuyla ilgili içerik üretmeye yeni başladığımız için temelden başlamayı tercih ettik ama daha spesifik içerikler bekleyenler için de gelecek zamanda farklı içerikler görebileceklerini söyleyeyim. 

reklam
Aorus reklamı

Gelin şimdi şu Bitcoin mevzusunu deşelim. Bu Bitcoin neden bu kadar popüler oldu ve ne işe yarıyor bu Bitcoin. Yıllardır konuşuyoruz bu Bitcoin’i ve bana kalırsa bir 10 yıl kadar daha konuşmaya devam edeceğiz. Neden böyle düşündüğümü de, bu videonun sonunda anlamış olacaksınız. 

Fakat şunu söyleyeyim. Dünya üzerinde birçok devlet ve para birimi var ve Bitcoin bunların hepsine bir başkaldırı. 

Şimdi Bitcoin’in temelde ne, Bitcoin, blockchain yani blok zincir teknolojisiyle ilk merkeziyetsiz açık kaynaklı ve  kullanıcılar üzerinden, hiçbir merkezi yapıya, kuruma, kuruluşa veya aracıya ihtiyaç duymayan bir ağ aslında. Aslında bu o kadar karmaşık bir yapı ki tek cümleyle bunu özetlemek gerçekten de mümkün değil. 

Ama bu karmaşık ifadelere ve İngilizce terimlere başta girmeyelim ve ben bunun neden bir başkaldırı olduğunu ve aslında hayatımızda neyi değiştirdiğini size çok basit bir biçimde anlatayım. Günlük düzende, bankalar üzerinden gidelim. Aslında öyle bir oyuna getiriliyoruz ki sadece farkında değiliz. Mesela sevgilinize dokunmak istiyorsunuz. Normal şartlar altında sevgiliniz karşınızdadır ve dokunmak için kimseye ihtiyacınız yok. Ama bu noktada öyle bir düzene tutuluyoruz ki araya biri geliyor ve sizin ve sevgilinizin arasına giriyor. Sizin yerinize sevgilinize dokunuyor. Size de diyor ki sen bana dokun ben de sevgiline dokunduğum için sen ona dokunmuş sayılacaksın ve sen benim aracılığımla ona dokunduğun içinbana bir miktar ücret ödemek zorundasın. 

Kulağa saçma geliyor değil mi. Ama maruz kaldığımız şey tam da bu. Daha net bir şekilde şöyle açıklayayım. Ben şimdi evden kalktım ve Aydoğan Kahve Evi’ne gittim ve bir kahve siparişi vereceğim. Ne oluyor işte kahvenin parasını ödeyip kahveyi alacağım değil mi. Aydoğan’ın kendi baskasının kendisine sağladığı ve tam da ikimizin arasında duran pos cihazına, bankamın bana verdiği kredi kartımı okutuyorum. Bankam benim kredi kartımdan bana bir borç yazıyor. Bu borcu benim hesabımdan bir şekilde düşüyor. Sonra bu parayı Aydoğan’ın bankasına yönlendiriyor ve Aydoğan’ın bankası şu komisyondu bu komisyondu derken bir dünya parayı cebe indiriyor. Ve bu kadar curcunanın sonucunda gerçekleşen tek şey benim cebimden çıkacak olan paranın Aydoğan’ın cebine girecek olması. Ben veya Aydoğan neden hiçbir ücret ödemeden bu para aktarımını yapamıyoruz ki. Bu alışverişin kazananı ne ben ne de Aydoğan. Tek kazanan banka. Hemde hiçbir şey yapmadan. Ya şimdi 3 kuruşu ne abarttın kardeşim diyebilirsiniz fakat şu dışarıdaki bankalara bir bakın. Sizin paranızı işleyerek ve kullanarak ne hale gelip nasıl da zenginleşmiş konumdalar. Tek yaptıkları da, senin benim hepimizin parasını ellerinde tutarak işlemeleri. 

Peki Bitcoin neyi değiştiriyor?

Peki Aydoğan’la aramızda aynı alışverişi Bitcoin kullanarak yapsaydık ne olacaktı? Para benim Bitcoin cüzdanımdan çıkıp; Aydoğan’ın cüzdanına girecekti. Hem de arada hiçbir şey olmadan ve %100 güvenli bir şekilde. 

Şimdi diyeceksiniz ki kardeşim bankalar güvenli. Bu akışın düzenli ve güvenli bir şekilde işlemesi için bankalara ihtiyacımız var. Aslında evet devlet güvencesi altındalar ve güvenliler. Ama her zaman düşündüğünüz kadar da güvenli değiller. Tabi bu noktaya da birazdan geleceğim. 

Şimdi ya ikisi de neticede aynı alışveriş diyeceksiniz fakat değil. Şimdi benim Aydoğan’a, Bitcoin yerine Türk Lirası yani genel isimlendirelim bu noktada, Fiat Money ödemiş olmam Aydoğan için yine kötü bir durum. Çünkü Aydoğan’ın elinde tuttuğu bu paranın yönetimi Aydoğan’da bile değil. Ne yapıldığını bilmediğimiz kapalı kapılar ardında birtakım insanın aldığı kararlar, Aydoğan’ın elindeki bu paranın ne kadar değer kazanıp ne kadar değer kaybedeceğini de belirliyor. Bu insanlar isterlerse diledikleri gibi bu parayı basacak ve çoğaltacak isterlerse bu parayı devalüe edecekler veya yanlış kararlar alıp bu paranın değerinin dibe çökmesine sebep olacaklar, ekonomi içerisindeki sirkülasyonuna müdahale edip paranın nereye doğru akacağına karar verecekler vesaire. Fakat Bitcoin içinde, teorik olarak kimsenin Bitcoin’e müdahale etme şansı yok. Fakat tabi hala Bitcoin de hala %100 olarak olgunlaşmadığı için kendini bilmez birinin bir tweeti ya da herhangi bir ülke hükümetinin Bitcoin hakkındaki kararlarıyla ciddi inişler ve çıkışşlar yaşayabiliyor fakat bu da bu geçiş sürecinin sancıları diyebiliriz. 

Peki bu Bitcoin nereden çıktı ve niye çıktı? Kimin aklına geldi bu fikir?  

Aslında şöyle, Blockchain teknolojisi taa 1990’lara dayanan bir teknoloji ve bu teknolojinin içinde bir para birimi oluşturmak da dahil birçok şeyin yapılabilmesi mümkün. Bitcoin’in özelliği, bunun ilk yapıldığı coin olması. Fakat bu teknolojiyi yani Bitcoin’i ortaya çıkaran insan veya insanlar bilinmiyor. Elimizdeki tek bilgi, Bitcoin’in whitepaperlarında yer alan bir isim o da Satoshi Nakamoto. Peki Bitcoin neden ortaya çıkarılmak istendi. Çünkü mevcut ekonomik ve finansal sistemlerimiz çok fazla kusura sahip. Düşündüğünüzden de fazla. Hatta yeteri kadar güvenli bile değil.  

Mesela paranız bankada diye güvende zannediyorsunuz fakat banka hesabınızdaki paranın da dondurulmayacağı veya hesabınızın askıya alınmayacağına dair bir garantiniz de yok aslında. Hatta hacklenip kredi kartınız doldurulabilir mesela. Tamam belki bankacılık sisteminde bunun geri dönüşü var fakat hacklenmek hala mümkün. Öte yandan banka dediğiniz şey haftaiçleri belli saatlerde çalışan, tatil vs oldu mu ulaşamadığınız yerler ve böyle baktığınız zaman 24 saat para alıp göndermek bile bankacılık sistemi içinde mümkün değil. 

Tabi bunlar küçük dertler. Benim küçük aracılara yani bankalara yolladığım bu para, aslında daha büyük ölçekte bütün kontrolünü devletin elinde tuttuğu bir varlık sadece. Yani mesela ülkeyi yönetenler demiş ki TL diye bir şey çıkaralım ve bu varlık, bu ülke sınırları içerisinde bir şey alıp satarken kullanılan ortak bir birim olsun. Bu da neye sebebiyet veriyor. Benim elimdeki bu paranın, dünyanın herhangi başka bir noktasında bir geçerliliği olmaması anlamına geliyor. Yani Norveç’teki adam kron kullanıyor ve benim elimdeki TL ona bir şey ifade etmiyor onu elindeki kron da bana bir şey ifade etmiyor. Bir şey ifade edebilmesi için yine bir aracı kuruma gidip gereksiz bir miktar da komisyon ödeyip elimdeki bu parayı krona çevirmem lazım. Ama Bitcoin’de bu da yok. Yine evrensel. Norveçteki adam için de 1 Bitcoin = 1 Bitcoin Türkiye’deki adam için de. Böylelikle her şey daha global hale gelmiş oluyor ve bu bile heyecan verici. Yani Norveç’teki adamın da benim de Bitcoin’i kullanmak için ne bir bankaya ne bir devlet kurumuna ne bir aracı kuruma ihtiyacımız var.  

Bu noktada blockchaini bir özet geçmem lazım. Gerçi Blockcahin’le ilgili ayrı bir video da yaparız fakat ben bilmeyenler için kısa özet geçeyim. Block: kısmını bir bilgli bloğu olarak düşünebilirsiniz. Chain kısmını da bu blokların adeta zincir gibi birbirine bağlı olduğu ve bu datayı işleyen cihazların bünyesinde barındırdığını düşünebilirsiniz. Peki bu neyi sağlıyor.

1) Merkeziyetsizlik 

2) Şeffaflık

3) Değiştirelemez, manipüle edilemezlik. 

Bu 3’ünün bize getirisi ne? 

Merkeziyetsizcilikten başlayalım: 

Datalar yani bilgiler, veriler tek bir noktada saklanmak yerine, zincirin içindeki yüzlerce parçada saklanıyor. Bu da herhangi bir insanın, kurumun ya da herhangi bir hükümetin ve devletin burada bulunan bilgiye ulaşıp bunu değiştiremeyeceği anlamına geliyor. Mesela günümüz modern ekonomilerinde ne var? Merkez bankaları var. Bu merkez bankaları bize sağladıkları bu Fiat Money’in ne kadar basılacağını ve likidite altında bu basılan paranın kime ne kadar gideceğine karar veriyor. İsterse faizi artırıyor isterse düşürüyor. Bütün bunları yaparken de; yaptıkları işlemlere dair bütün bilgileri sadece kendi bünyelerinde kendi diledikleri sunucularda tutuyorlar. Biz halk olarak bu bilgileri ve ne kadar para basılıp kime ne kadar likidite sağlandığını görsek bile; bunun manipüle edilmemiş bir veri olduğunun garantisi yok. Öte yandan bu kurumların ciddi saldırılara uğramayacağının bile garantisi yok. 

Blockchain zincirindeyse, aynı bilgi onlarca yerde depolandığı için kimsenin bu bilgiyi değiştirmesi ve manipüle edebilmesi mümkün değil. 

Gelelim Şeffaflığa: 

Şeffaflık konusunda Bitcoin tarafında bütün hareketlilik ve Bitcoin’in bütün çalışma prensibi açık kaynaklı olarak ortada olduğu için. Bitcoin’in bütün işleyiş mekanizması şeffaf bir şekilde ortada. Hele de merkez bankalarının bu kadar şeffaflığın yanına bile yaklaşamaması ayrı bir konu. Devlet bir yandan para basıyor ve ülke üzerindeki parayı bollaştırıyor. Bu süre zarfında enflasyona maruz kalıyorsunuz ve enflasyon rakamları bile yeteri kadar şeffaf değil. Fakat Bitcoin altın mantığında işlediği için ve sınırlı kaynak olduğu ve üretimi belli sayıda olduğu için enflasyon oranı bile belli. 

Fakat devletlerin nereye ne kadar para harcadığını hiçbirimiz bilmiyoruz. Bildiğimizi sansak bile bunun doğruluğunu bile bilmiyoruz. Bitcoindeyse her şey ortada tabi. Hatta mesela https://www.blockchain.com/explorer adresine giderek Bitcoin dünyasında yapılan bütün işlemleri görebilirsiniz. Hatta bir cüzdana tıklayarak o cüzdanda gerçekleşen işlemleri de görebilirsiniz. 

Değiştirilemez, manipüle edilemezlik: 

Buna da daha demin de değindiğimiz gibi saklanan datanın manipüle edilemez olduğunu söyleyelim. Yani bir data birçok noktada olduğu için kimse bu dataya müdahale edemiyor. Bunun da temelinde kriptografi ve blockchain var. 

Bitcoin zaten canlı bir defter gibi. Bu canlı defterden dünyada yüzlerce binlerce olduğunu düşünün. Öyle bir defter ki İçine yazdığınız bir not aynı anda bütün dünyadaki bütün defterlere de yazılıyor. Bu müthiş bir şey. Yani diyelim ben Aydoğan’a 5 Bitcoin yolladım. Bu işlem bütün bu bilgisayarların hepsine birden işliyor. Peki hep bu diğer bilgisayarlar vesaire diyoruz. Kim bu bilgisayarlar, kimlere ait ve kim kullanıyor bu bilgisayarları. Tabiki bunlar minerlar. Basitçe anlatmak gerekirse Mining sürecinde bu bilgisayarlar verileri sisteme işleyerek ve bilgiyi sisteme aktararak; karşılığında belli miktarda Bitcoin’le ödüllendiriliyorlar. Ve ödül olarak ellerine geçen Bitcoin, daha önce sistemin içinde sirkülasyonda olmayan Bitcoinler. Bu da ne anlama geliyor: Mine devam ettikçe, sisteme yeni Bitcoinler dahil oluyor ve böylece enflasyon oluşmaya başlıyor. Peki çok fazla mining yapılması aşırı büyük bir enflasyona sebep olur mu?  

Aslında Bitcoin oluşturulurken bu da düşünülmüş. Toplam 21 Milyon Bitcoin var ve sisteme yani sirkülasyonun içine yeni Bitcoinler katmak o kadar da kolay değil. Bu da, Bitcoin üzerindeki enflasyonun %1.7 dolaylarında sabit kalmasını sağlıyor. Bu noktada Bitcoin altını taklit ediyor diyebiliriz. Dünya üzerinde belli bir miktar altın var fakat eldeki madenler tükendikçe dünya üzerinde kalan altınları bulmak da zorlaşıyor. Aslında Bitcoin’e baktığınızda da zaten birçok yönüyle altınla çok benzer bir para birimi. Yani bir nevi dijital altın. Peki şu anda sirkülasyonda kaç bitcoin var ve sisteme daha ne kadar Bitcoin dahil olabilir. 

Bitcoin’de enflasyon var mı?

Şöyle ki, şuanda dolaşımda 18 milyon Bitcoin var ve ulaşılabilecek maksimum rakam 21 milyon Bitcoin. Fakat bu rakama ulaşılabilmesi o kadar kolay değil ve tüm dünyada tam gaz mining yapılsa bile bütün bitcoinleri mine etmek yapılan hesaplara göre 2140 yılını buluyor. Bu da o gün geldiğinde Bitcoin’in enflasyon oranının %0 olacağı anlamına geliyor. Bu da Fiat moneyde olduğu gibi para basılıp enflasyon oluşmasının önüne geçilmesini sağlıyor. 

Peki sınırlı bir kaynak daha çok talep görmeye başlarsa ne olur? Tabi ki değeri artar. Peki 1 Bitcoin’in değerinin artması problem mi? Değil çünkü Bitcoin çok ufak parçalara bölünebiliyor. Yani mesela bugün 1 TL 100 kuruştan oluşuyor ve kuruşun farklı bir ismi var. Aynı durum Bitcoin için de geçerli. 

1 Bitcoin Bitcoin 50.000 dolar 

0.1 bitcoin – desibit – 5.000 dolar 

0.01 btc – sentibit 500 dolar 

0.001 btc – milibit 50 dolar 

0.000001 btc – microbit 

0.00000001 btc – de satoshi olarak adlandırılıyor. Yani 1 satoshi 0.00000001 btc 

Bu da ayrı bir güzellik çünkü bu sayede bitcoinle sakız bile alabilirsiniz. Ama mesela altınla sakız almaya kalksanız bunu yapamazdınız 😀 Fakat Bitcoin’le sakızdan tutun arabaya hatta eve kadar her şeyi alabilmeniz de teorik olarak yine mümkün.  

Peki sakızı makızı nasıl alıyoruz kardeşim bu Bitcoin’le. 

Aslında gayet basit. Bir cüzdanınız olması gerekiyor ve Bitcoin için cüzdanlar da 2’ye ayrılıyor. Sıcak cüzdanlar ve soğuk cüzdanlar. 

Bitcoin nasıl muhafaza edilir

Sıcak cüzdan bir bilgisayar veya bir telefon olabilir. Ya da bir kripto para borsası. Sıcak cüzdanların ortak özelliği internet ortamına açık olmaları. Soğuk cüzdanlarsa, kripto para cüzdanları diyebiliriz. Bu cihazların doğrudan internete bağlantısı olmadığı için siber güvenlik noktasında daha avantajlılar.  

Peki bu cüzdanlarınızın özelliği ne. Cüzdanınızda, bir adet private key bir adet de public keyiniz oluyor. Peki niye 2 anahtarımız var ve bunların farkı ne. Private key, kripto olarak rastgele üretilen bir anahtar. Ve bu anahtar, sizin başka yere Bitcoin transferi yapabilmenizi sağlıyor. Public keyse, size Bitcoin transferi yapılabilmesini sağlıyor. Bunu banka hesap numaranız gibi düşünebilirisiniz. Banka hesap numaranızı bilen biri size para gönderebilir fakat hesabınızdan para çekemez. Sizin hesabınızdan para çekebilmesi için anca kullanıcı adı ve şifrenize veya kartınıza ve kart şifrenize sahip olması gerek. Burada Private key de tam olarak bu oluyor. Bitcoin sahibi olarak; banka şifrelerinize nasıl sahip çıkıyorsanız Private Key’inize de öyle sahip çıkmanız gerekiyor. Ve Bitcoin dünyasında, bankacılık sisteminin aksine hesabınızdan o veya bu nedenle çıkan parayı geri yerine getirebilmeniz mümkün değil. Yani ne kimseyi arayıp derdinizi anlatabilirsiniz ne de bir şubeye gidip şikayette bulunabilirsiniz. Bitcoin dünyasında siz, kendi kendinizin bankasısınız.   

Şimdi en başta Aydoğan’la yaşadığımız hikayeye dönelim. Aydoğan’ın kahve dükkanında Aydoğan bana kahve satıyordu ve public keyini benimle paylaştı. Ben de cüzdanım üzerinden ona kahvenin Bitcoin karşılığı ederini ödedim ve alışveriş araya kimse girmeden tamamlanmış oldu.

Bitcoin’in değerini kim veya ne belirliyor?

Peki bir kahvenin kaç Bitcoin edeceğine kim veya ne karar veriyor. Burada klasik finans kuralı geçerli. Dünya üzerinde sınırlı sayıda Bitcoin kaynağı, artan talep ve düşük miktarda Bitcoin üretimi var. Talep arttıkça ve Bitcoin üretimi de azaldıkça, Bitcoin’in fiyatı da artıyor. Peki insanlar neden Bitcoin’e talep gösteriyor??? Esas önemli kısım bu bence. Bitcoin, sistemi itibariyle aslında bütün Fiat moneylerden daha stabil ve daha güvenli. Ve aradaki komisyoncuların bütün maliyetini de ortadan kaldırıyor. Yani dünyadaki bankacılık sektörünü göz önüne getirirseniz ne demek istediğimi daha net anlayabilirsiniz. Zaten Bitcoin’in ortaya çıkışı da, 2008’deki global ekonomik krizin hemen sonrasında oldu. Bir yandan da insanlar, Bitcoin’in bir devrim olmasından ziyade, bitcoin’in sürekli artış trendinde olduğunu gördükçe Bitcoin’e yatırım yapmaya ve paralarını bitcoine park etmeye başladılar. Bu da artışı katmerledi tabi.  

Peki Bitcoin bütün bu avantajları kullanarak günün finansal sistemlerinin yerini alabilecek mi? Bana sorarsanız, bu benim kendi düşüncem: kısmen alabilecek. Ama zaman içinde, Bitcoin’den daha iyi çözümler sunabilen bir coinin ortaya çıkması durumunda çok farklı senaryolar görebiliriz.  

Ama şu bir gerçek ki Bitcoin bir başkaldırı ve bir devrim. Hiçbir düzen veya hiçbir sistem sonsuza kadar kalıcı olmayacak. Bu ekonomik sistemler için de böyle. Tabi ki gün gelecek Bitcoin’in de sonu gelecek. 

 1973’ten önce Amerikan Doları’nın esamesi okunmazken, Amerika Birleşik Devletleri Bretton Woods sistemiyle dünya finans sektörünü ve Dünya ekonomisini nasıl kökten değiştirip bugün Dünya’nın majör parasına ulaştıysa, Bitcoin de bugün benzer bir devrimi gerçekleştiriyor. Bu yüzden Rusya gibi ülkeler, bu yeni gücü eline almak için kripto paralara kucak açmış durumda. Fakat Çin gibi otokratik ülkeler de, böyle bir sistemin kendilerinin halk ve ekonomi üzerindeki gücünü zayıflatacağı korkusuyla bu sistemden uzaklaşacak. Yakın zamanda denge değişiklikleri göreceğiz fakat özgür ve vizyon sahibi ülkeler bu işin kaymağını yiyecek. Yani Bitcoin kaçınılmaz bir şey ve bana kalırsa bunu yasaklamaktansa, lehimize nasıl kullanabileceğimizi düşünmemiz gerekiyor. Hem bireysel olarak hem de ülkesel olarak.  

Bu videoda bahsettiğim hiçbir şey yatırım tavsiyesi değildir. 

Adventure İstanbul

Günün Alışveriş Fırsatı: General Mobile GM21 Ailesinin fiyatlarına buradan göz atabilirsiniz!

Günün Alışveriş Fırsatı 2: Yeni Samsung Galaxy A Ailesinin fiyatlarına buradan göz atabilirsiniz!

Günün Alışveriş Fırsatı 3: Yenilenen Reno 5 ailesinin fiyatlarına buradan bakabilirsiniz!

Bunlar da ilginizi çekebilir

Motosikletler ve teknoloji ile ilgili yenilikleri yakından takip etmeyi seven; aynı zamanda metal müzik tutkunu Hardware Plus yazarı

Yorum yapmak için tıklayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Video

Poco X3 Pro’yu Tek Geçerim! | Piyasanın En İyisi Mi?

pOCO x3 pRO THUMBNAil

Poco X3 Pro, akıllı telefon piyasasının fiyat / performans noktasında önde gelen akıllı telefonlarından biri konumunda. Peki en iyisi olabilir mi? Bana kalırsa, birçok yönden en iyisi zaten Poco X3 Pro. Neden mi? Çünkü kendisine rakip olabilecek hiçbir cihaz yok.

reklam
Aorus reklamı

Poco X3 Pro’nun güncel fiyatını Hepsiburada üzerinden kontrol etmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Poco X3 Pro’nun güncel fiyatını Trendyol üzerinden kontrol etmek için buraya tıklayabilirsiniz.


İlginizi çekebilir: Poco X3 Pro vs Poco X3 NFC, Hangisini Almalısınız? | Krallar Kapışıyor!


Poco X3 Pro, Hüküm Dağı’nın eteklerinde dövüldü!

Poco X3 Pro, hepsine hükmedecek bir telefon. Çünkü o, Hüküm Dağı’nın eteklerinde dövüldü. Şaka bir yana, karşısına ne kadar rakip çıkarırsam çıkarayım Poco X3 Pro bir şekilde o cihazların önüne geçmeyi başarıyor. Hatta şartları zorlayarak; karşısına 14 rakip çıkardım ve hepsi de, Poco X3 Pro’nun karşısında yenilgiye uğradı.

Poco X3 Pro neden en iyisi?

6’ya 128’lik versiyonu 26 Mayıs 2021 itibariyle 3.400 TL bandında bulunabiliyor. 8’e 256 versiyonu da 3.650 TL bandında. Yani özetle, Poco ne yapıp ediyor ve X3 modellerinde çok iyi fiyat vermeyi başarıyor. Bu da X3 Pro’nun krallık tahtını sağlamlaştırabilmesine yardımcı oluyor.

Gücünü Qualcomm’un Snapdragon 860 işlemcisinden alan Poco X3 Pro, kendi fiyat bandında benzersiz bir güç sunabiliyor. Bu sayede, rakipleri arasında en güçlü konuma da gelebiliyor. Cihazın AnTuTu’da aldığı puan, 500.000’in üzerine çıkabiliyor.

Performans tarafını geçip gelelim tasarıma. Bu tasarıma gözünüz aşinadır diye tahmin ediyorum çünkü Poco X3 NFC’yle tamamen aynı. Fakat ön tarafta bir ilerleme var Poco X3 Pro’da Gorilla Glass 6’ya geçilmiş. Dayanıklılık yönünden avantaj bu. Tasarımın kötü yana bana kalırsa; güzel gözükse bile ortalamaya göre biraz kalın olması ve arka tarafın bence biraz fazla leke tutuyor oluşu dezavantaj fakat görüntü olarak bence güzel bir tasarım. Ön tarafta 6.67 inç IPS panelin üzerinde bir nokta çentik var. Ufak olduğu için ekran keyfinizi negatif anlamda etkilemiyor. Arka tarafta cihazın merkezinde yer alan şerit ve yan taraflar yine farklı düzenlerde boyanmış durumda.

Cihazda, IP53 sertifikası da var bu da belli oranda suya ve toza dayanıklılık anlamına da geliyor. Fakat IP53 kesin anlamda suya ve toza dirençli anlamına gelmiyor ve bir IP67 veya IP68 kadar efektif değil. IP53 bulunması birçok yönden iyi bir artı olsa da, bu sertifikaya sırtınızı tamamen yaslamanız da çok mantıklı bir hareket olmaz.

Parmak izi okuyucu da, en sevdiğim şekilde güç tuşuna entegre olarak tercih edilmiş. 

Ekran tarafında Poco X3 Pro rakiplerinden ciddi manada sıyrılıyor

En başta söylemem lazım ki, Poco X3 Pro ekran tarafında gerçekten çok iddialı fakat bunun haricinde ben de Poco X3 Pro’nun ekranını çok seviyorum çünkü 6.67 inçlik IPS bir panel var HDR destekli ve 120 Hz tazeleme hızını destekleyebiliyor. 240 Hz de dokunma hassasiyeti var. Oyun oynamanın ve içerik tüketmenin çok keyifli olduğu bir cihaz özellikle bu ekranla. Bir de ekranı stereo sesle desteklemişler ve ben çok iddialıyım 5.000-6.000 TL bandını bile hesaba kattığımda ses konusunda bu kadar başarılı cihaz pek yok. Sesin maksimum yüksekliği tatmin edici ve çıkışı da çok temiz. Zaten Hi-Res Audio sertifikası da var. Yani Poco bu X3’lerde bu işi çok iyi yapıyor. Kullanımda hiç AMOLED ekranı aratmayan bir ekran var burada. Hem oyun oynamak hem içerik tüketmek X3 Pro’da inanılmaz keyif verici bir hal alabiliyor.

Pil konusunda X3 Pro’yla ilgili birçok dedikodu mevcut ve cihazın biraz daha hızlı pil tükettiğini söyleyen kullanıcılar olduğunu duydum. Açıkçası ben öyle bir problem yaşamadım. Günlük kullanımımda fazla fazla yetti bana. Zaten 5.160 mAh pil var. Yani günümüz standartlarının baya baya üstünde bir kapasite ve Snapdragon 860 da 7 nm süreçle üretilen bir işlemci olduğu için güç tüketimi konusunda çok da agresif davranmıyor. Bir de zaten 33W hızlı şarj olunca yani yarım saatlik şarj etmeyle bile çok rahat %60’lara ulaşabiliyorsunuz. 1 saat gibi bir sürede de tam şarja ulaşabiliyorsunuz.

Ben sürekli telefondan içerik tüketirim telefondan video izlerim telefondan oyun oynarım diyen ve bütün bunları yaparken kamerada da başarılı bir cihaz istiyorum fiyatı da rakiplerine göre uygun olsun diyenler bence X3 Pro’ya mutlaka bakmalı. Ben X3 NFC’yi çok beğenmiştim ve birçok insana da önerdim ve birçok insan da bana güvenerek X3 NFC’yi aldılar. X3 Pro da aynı düzeyde bir cihaz olmuş. Gönül rahatlığıyla önerebileceğim hatta şuan bir akıllı telefon alacak olsam kendime de alacağım cihazlardan biri. Fiyatına karşılık çok şey sunuyor diye düşünüyorum.

Adventure İstanbul

Günün Alışveriş Fırsatı: General Mobile GM21 Ailesinin fiyatlarına buradan göz atabilirsiniz!

Günün Alışveriş Fırsatı 2: Yeni Samsung Galaxy A Ailesinin fiyatlarına buradan göz atabilirsiniz!

Günün Alışveriş Fırsatı 3: Yenilenen Reno 5 ailesinin fiyatlarına buradan bakabilirsiniz!

Bunlar da ilginizi çekebilir
Devamını oku

İnceleme

Oppo A54 İnceleme | Oppo’nun Yeni Yerlisi Neler Sunuyor?

Oppo A54 inceleme thumbnail

Oppo A54, Oppo’nun ülkemizde üretimine başladığı bir başka akıllı telefon. Giriş segmentinde konumlanan Oppo A54, 5.000 mAh batarya, 18W hızlı şarj ve MediaTek Helio P35 işlemciye sahip. Giriş segmentinde çok sık görmediğimiz şekilde, 128 GB dahili depolama ve kulaklık da cihazla beraber sunulan unsurlar arasında.

reklam
Aorus reklamı

Oppo A54’ün güncel fiyatını Hepsiburada üzerinden kontrol etmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Oppo A54’ün güncel fiyatını Trendyol üzerinden kontrol etmek için buraya tıklayabilirsiniz.


İlginizi çekebilir: Oppo Türkiye’deki İlk Mağazasını Açtı!


Oppo’nun Türkiye fabrikasında ürettiği cihazlar seri bir şekilde piyasaya çıkmaya başladı

Oppo’nun ülkemizde bir fabrika açması şüphesiz ki hepimizi sevindiren bir durum. Bundan daha sevindirici olan durumsa, bu fabrikada aktif bir şekilde birçok akıllı telefonun seri biçimde üretilmeye başlamış olması. Oppo’nun “Made in Turkey” etiketine sahip akıllı telefonlar ailesinde yerini alan Oppo A54, giriş segmentinde konumlanan bir cihaz. A54, birçok temel özelliğiyle de, giriş segmentindeki kullanıcılara farklı artılar sunmayı amaçlıyor. Örneğin giriş segmentinde alışkın olduğumuzun aksine 128 GB dahili depolama sunulması da, cihazın bir başka artısı. Hatta cihazın kutundan, ek olarak bir kulaklık dahi kullanıcılara ücretsiz olarak sunuluyor.

Ekran

6.5 inç boyuta sahip IPS LCD ve HD+ yani 720p ekranla sunulan A54, ekran boyutu açısından gayet yeterli olsa da; bize kalırsa çözünürlük bakımından 1080p bir panel tercih edilmeliydi. Fakat giriş segmentinde olduğumuzu da göz önüne alırsak; bu durumu anlayabiliyoruz. Zaten Oppo A54 biraz da, annesine, babasına ya da büyüklerine hediye olarak akıllı telefon almayı tercih edecek kullanıcılar için güzel bir ekrana sahip. Mütevazi beklentilerle kullandığınız zaman da, hali hazırda kullanılan ekran taleplerinize yeteri kadar cevap verebiliyor.

Depolama ve RAM

Cihaz, depolama tarafında 128 GB dahili depolama sahip; öte yandan cihazda 4 GB RAM sunuluyor. Bu değerleri göz önüne aldığımızda özellikle dahili depolama tarafında cihazın beklentilere karşılık yine iyi bir cevap sunduğunu görebiliyoruz. Çünkü 128 GB dahili depolama sunulması, giriş segmentinde pek karşılaştığımız bir detay değil. Buna ek olarak, 128 GB depolama bana yetmez diyenler için MicroSD kart desteği de sunularak; hafızayı daha da yukarıya taşıyabilmeniz mümkün kılınmış. 4 GB RAM kapasitesini değerlendirecek olursak da, yine giriş segmentinin standartlarını karşıladığını görüyoruz.

İşlemci

Giriş segmentinde daha öncesinde de çokça görüp aşina olduğumuz bir işlemci Oppo A54’te sunulmuş. MediaTek’in Helio P35 işlemcisiyle sunulan cihaz, sentetik testlerde ulaşması gereken puanlara ulaşabiliyor. AnTuTu’da 100.000 puan barajını geçmeyi başaran cihaz, GeekBench’te de çoklu çekirdekte 1.000 puan barajını geçmeyi başararak; verimli bir şekilde çalışabildiğini de kullanıcıya gösteriyor.

Oyun performansı

Cihaz, sentetik testlerde yeterli puanlara ulaşabilmeyi başarsa da; ne yazık ki A54 bana kalırsa oyun oynamak için en iddialı cihazlardan biri değil. PUBG’yi dengeli grafikler ve orta kare hızında oynatabilmeyi başaran cihaz, oyun sırasında her ne kadar performans sıkıntısı yaşatmasa da; ekranın çözünürlüğü mobil oyunculuk için bir nebze daha fazlasını sunabilmeliydi diye düşünebiliyoruz. Fakat bu durum tabiki de A54’le oyun oynayamayacağınız anlamına gelmiyor.

Tasarım

Cihaz, tasarımsal anlamda şık ve ince hatlara sahip. Böylelikle kullanıcının cihazı kullanırken rahat etmesi sağlanmış. Fakat cihazın arka tarafının biraz fazla leke tutabildiğini de söylemek gerek. Bundan dolayı sıklıkla cihazın arkasını silme ve temizleme ihtiyacı hissedebilirsiniz. Mavi ve siyah olmak üzere 2 ayrı renk seçeneği de bulunan cihazın parmak izi okuyucusu da, güç tuşuna entegre edilmiş durumda. Böylelikle hızlı bir şekilde ekran kilidini kaldırabiliyorsunuz. Ayrıca cihazın yüz tanıma sisteminin de başarılı bir şekilde çalıştığını da söylemek lazım.

Kamera

3’lü kamera modülüne sahip olan cihaz, 13 MP ana kamera, 2 MP makro kamera ve 2 MP derinlik sensörüne sahip. Ana kamerayla gündüz çekimlerinde başarılı işler çıkarabilen A54, gece çekimlerindeyse detayların keskinliğinde kayıplar yaşatabiliyor ve grenlenmelerin düşük ışıkta artış gösterdiğini tespit edebiliyorsunuz. Yine de genel anlamda başarılı işler çıkarabilen cihaz, ön tarafta da 16 MP bir kamerayla desteklenmiş. Ön kamera da, gerek portre çekimlerinde gerek klasik öz çekimlerde yeterli kaliteyi sunabiliyor. Arka taraftaki kamera çıkıntısının da düşük seviyede tutulması cihazın bir başka avantajı olmuş. Böylelikle cihazı kullanırken rahatlıkla cebinizden çıkarabiliyorsunuz ve cüzdana takılma gibi problemler ortadan kalkmış oluyor.

Sonuç

Genel hatlarıyla değerlendirdiğimiz zaman Oppo A54, giriş segmentinde alışkın olduğumuz özelliklere sahip bir cihaz. Performans ve kamera anlamında da, segmentinin yeterliliklerini karşılamayı başarıyor. Fiyatı da eğer aşağı yönlü bir seyre sahip olursa; daha çok kullanıcı tercihini Oppo A54’ten yana kullanacaktır.

Adventure İstanbul

Günün Alışveriş Fırsatı: General Mobile GM21 Ailesinin fiyatlarına buradan göz atabilirsiniz!

Günün Alışveriş Fırsatı 2: Yeni Samsung Galaxy A Ailesinin fiyatlarına buradan göz atabilirsiniz!

Günün Alışveriş Fırsatı 3: Yenilenen Reno 5 ailesinin fiyatlarına buradan bakabilirsiniz!

Bunlar da ilginizi çekebilir
Devamını oku

Video

5000 – 6500 TL ARASI EN İYİ TELEFONLAR (Haziran 2021)

5000 - 6500 TL ARASI EN İYİ TELEFONLAR (Haziran 2021)

5000 – 6500 TL arası fiyatla satılan ülkemizdeki en iyi telefonlar listemizi yeniledik. 2021 yılındaki Haziran ayına ait güncel fiyatlarla listedik.

reklam
Aorus reklamı

2500 TL altı telefonlar; https://youtu.be/6JDKvVaY9ZU
2500 – 3500 TL arası telefonlar; https://youtu.be/ALzEdTKLUVY
3500 – 5000 TL arası telefonlar; https://youtu.be/hFm_JJ9i0TE


5000 – 6500 TL ARASI EN İYİ TELEFONLAR (Haziran 2021)

5000 ve 6500 TL arası ve uygun fiyatlı telefonlar listemizi yeniledik. Haziran 2021 tarihi itibarıyla hazırladığımız listemizde 5000 – 6500 TL arası fiyatlarıyla alınabilecek telefon önerilerimiz şu şekilde;

POCO F3

Piyasanın en güçlü POCO telefonu konumunda olan POCO F3, tasarımsal olarak Mi 11 ailesine yakın olarak geliyor. Mavisi gerçekten güzel olduğunu da belirtelim. Bir diğer yandan Snapdragon 870 ve diğer özellikleriyle net tercih edilecektir.

Xiaomi Mi 10T

Xiaomi’nin en popüler ailesi olduğunu düşündüğümüz Mi 10T, Snapdragon 865 ve 144 Hz tazeleme hızı sunan detayları ile tam bir oyun canavarı konumunda.

Samsung Galaxy S20

Samsung’un geçtiğimiz yılki amiral gemisi olan Galaxy S20, tasarım ve performansta oldukça etkili. Güncel fiyatıyla da gayet fiyat/performans odağıyla karşımıza çıkacak.

Xiaomi Mi 10T Pro

“Mi 10T istiyorum ama OIS destekli daha iyi kamerası olsun” diyenler için ideal olan Mi 10T Pro, tasarım ve performansta en iyi fiyat-performans ürünlerinden biri konumunda.

Huawei P40

Huawei’nin en güçlü P serisi olmaya devam eden P40 ailesinin temel modeli de listemizde. Tek dezavantajı Lite ve Pro’ya göre şarj olan cihaz, tasarımı ve kolay kullanım avantajı ile listemizde.

Adventure İstanbul

Günün Alışveriş Fırsatı: General Mobile GM21 Ailesinin fiyatlarına buradan göz atabilirsiniz!

Günün Alışveriş Fırsatı 2: Yeni Samsung Galaxy A Ailesinin fiyatlarına buradan göz atabilirsiniz!

Günün Alışveriş Fırsatı 3: Yenilenen Reno 5 ailesinin fiyatlarına buradan bakabilirsiniz!

Bunlar da ilginizi çekebilir
Devamını oku

HWP Podcast

Teknoloji gündemini HWP’den dinleyin! Podcast’imize abone olun.

Apple PodcastsSpotifyGoogle PodcastsKarnaval