Zaman su gibi akıp geçiyor ve teknoloji dünyası inanılmaz bir hızla evrimleşmeye devam ediyor. Bir zamanlar sadece bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz dokunmatik ekranlı dev cihazlar, bugün hayatımızın vazgeçilmez birer parçası haline geldi. Bu dönüşümün en büyük mimarlarından biri şüphesiz Apple tarafından hayatımıza sokulan tabletler oldu. Peki, tam 16 yıl önce tanıtılan iPad bugünlere nasıl geldi?
İçindekiler
Apple iPad ile başlayan 16 yıllık devrim süreci
Efsanevi iPad modelinin üzerinden tam 16 koca yıl geçmiş olması teknoloji tutkunlarını duygulandırıyor diyebiliriz. Steve Jobs liderliğinde 2010 yılının ilk aylarında duyurulan bu cihaz, aslında firmanın akıllı telefon konseptinden bile önce masaya yatırdığı bir projeydi. Şirket yönetimi o dönem önceliği telefona vererek tablet projesini beklemeye almıştı. Doğru zaman geldiğinde ise pazarın kurallarını baştan yazacak o meşhur hamleyi yaptılar.

İlk nesil Apple tableti, o dönemin standartlarına göre oldukça yenilikçi görünse de günümüzün şık tasarımlarına kıyasla epey kalın çerçevelere sahipti. Cihaz, 9.7 inç boyutunda bir dokunmatik ekran, ikonik ana ekran tuşu ve eski nesil 30 pin bağlantı noktasıyla kullanıcılara sunulmuştu. Daha da önemlisi, şirket kendi tasarladığı A4 yongasını ilk kez bu modelde kullanarak donanım tarafındaki güçlü bağımsızlık ateşini yakmış oldu.
Kendi işlemcisini üretmek, yazılım ve donanım uyumunu en üst seviyeye taşıyarak pürüzsüz bir deneyim sunmanın anahtarıydı. Tanıtım etkinliğinde Steve Jobs bu yeni cihazı anlatırken, “İnanılmaz bir fiyata, büyülü ve devrim niteliğinde bir cihaz.” sözleriyle hafızalara kazınan o tarihi tanımı yapmıştı. Sadece 499 dolarlık başlangıç fiyatıyla piyasaya sürülen tablet, henüz ilk ayında bir milyon satış barajını aşarak büyük bir pazar dominasyonu başlattı.
Bugün bile tablet pazarı içerisindeki neredeyse yüzde 45’lik devasa dilime hükmeden marka, en yakın rakibi olan Samsung’a açık ara fark atarak liderliğini sürdürüyor. Günümüzde ise bu seri, çok daha fazla çeşitlenerek farklı kullanıcı profillerine doğrudan hitap ediyor. Sadece internette gezinmek isteyenler için temel modeller, yanından ayırmak istemeyenler için boyut avantajı sunan mini versiyonlar vitrinleri süslüyor.
Özellikle M serisi Mac yongalarının bu cihazlara dahil edilmesiyle birlikte mobil donanımın sınırları tamamen aşıldı söyleyebiliriz. Profesyonel çizim yapanlar, yüksek grafikli oyun oynayanlar veya ağır video kurguları çıkaranlar için artık Pro ve Air modelleri birer masaüstü alternatifi konumunda. İlk nesildeki o kalın çerçeveli yapıdan bugün incecik tasarımlara ulaşılması, mühendislik açısından büyük bir yolculuğun kanıtı.
İlginizi Çekebilir: Redmi Note 17 Pro Max tablet gibi olacak! 7 inç ekranla geliyor!
Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? İlk kullandığınız tablet modeli hangisiydi ve yıllar içindeki değişimi nasıl buluyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlar kısmında belirtebilirsiniz. Daha fazlası için bizi takip etmeyi unutmayın!






