Sosyal medya
MSI reklamı

Genel

En iyi modem modelleri – Satın almadan önce nelere dikkat etmelisiniz?

En iyi modem modelleri makalemizde, bir modem satın almadan önce nelere dikkat etmelisiniz konusunu açıklıyoruz. Ayrca ihtiyacınıza göre satın alabileceğiniz modelleri de sizin için sıralıyoruz.

Bildiğiniz gibi modemler, evimizde ya da işyerimizde internet kullanabilmek için ihtiyaç duyduğumuz yegane ürün. Ayrıca son dönemde akıllı TV, akıllı telefonlar, tablet, dizüstü bilgisayarlar ve diğer internet bağlantısına sahip ürünlerin artması, seçeceğimiz modemin önemini arttırdı. Hem kablolu hem de kablosuz bağlantının stabil ve hızlı olabilmesi adına, güncel teknolojileri bünyesinde barındıran bir model seçmek şart. Dilerseniz ilk olarak modem satın almadan önce dikkat etmeniz gereken kriterleri sıralayalım.

reklam

En iyi modem modelleri için MediaMarkt modem fiyatları bağlantısına göz atmanızı tavsiye ederiz.

Modem satın alırken nelere dikkat etmek gerek?

Bu konuda göz önüne almanız gereken ilk kriter, evinizde veya ofisinizde kullanacağınız internet paketinin ne olduğu. Zira modemler, destekledikleri bağlantı türlerine göre birbirlerinden ayrılıyor. Bu noktada bildiğiniz gibi ADSL, VDSL, VDSL2 ve fiber gibi farklı bağlantı türleri karşımıza çıkıyor. O nedenle eğer evinizde VDSL2 bağlantısını kullanacaksanız, bu bağlantı türüne uyumlu bir modem almanız gerekiyor.

En iyi modem modelleri -2

Modem satın alma kararı vermeden önce dikkat etmeniz bir diğer konuda hem kablolu hem de kablosuz bağlantı desteği. Zira güncel bir modem satın alıyorsanız, Ethernet bağlantısı tarafında Gigabit desteği olması önemli. Kablosuz bağlantı tarafında ise 802.11ac ve 802.11ax standartları arasından bir seçim yapmanız gerekiyor. Eğer günümüzün en iyi kablosuz bağlantı desteğine, yani Wi-Fi 6’ya sahip olmak istiyorsanız bu konuda 802.11ax destekli bir model almak oldukça mantıklı olacaktır. Zira hem Wi-Fi 6 ile birlikte gelen tüm yeni özelliklere sahip olur hem de uzun süre değiştirmeden kullanabileceğiniz bir model satın almış olursunuz. Tabii ki bu noktada Wi-Fi 6 özelliklerinden faydalanabilmek için modeminizle birlikte akıllı telefon veya PC gibi ürünlerinizin de bu desteğe sahip olması gerektiğini unutmayın.

Genel hatlarıyla aslında modem satın almadan önce dikkat etmeniz gereken temel konular bunlar. Ancak tabii ki kişinin ihtiyacına göre dikkat etmesi gereken ek özellikleri de unutmamak lazım. Örneğin eğer çocuklu bir aileden bahsediyorsak “ebeveyn kontrol” desteği sağlayan bir modem almak, çocuklarınızın internetteki güvenliğini sağlayabilmek adına işinizi kolaylaştıracaktır.

En iyi modem modelleri

ADSL için modem tavsiyesi

Eğer ADSL bağlantısı için bir modem ihtiyacınız varsa, bu standarta uygun oldukça da bütçe dostu birçok model var. Örneğin TP-LINK TD-W8961N modeli.

ADSL2+ standartına kadar bağlantı desteği sunan modelde iki adet yüksek çekim kapasitesi sunan 5dBi Wi-Fi anten bulunuyor. Beyaz renkli sade bir tasarım anlayışına sahip model, “kolay kurulum sihirbazı” sayesinde dakikalar içerisinde hazır hâle gelebiliyor. WPS tuşu sayesinde, ağınıza dahil etmek istediğiniz farklı ağ ürünlerini tek bir tuşla birbirine eşleştirebilmek mümkün. Son olarak SPI güvenlik duvarları ve WPA2 şifreleme gibi özellikler de modemin öne çıktığı noktalar arasında.

VDSL / VDSL2 için model tavsiyesi

Eğer evinizde VDSL ya da VDSL2 standartında bir internet bağlantısı kullanacaksanız, Zyxel VMG3925 gibi bir modem almalısınız.

En iyi modem modelleri -1

802.11ac kablosuz ağ standartını destekleyem model, 1300 Mbps’e kadar kablosuz bir hız sunabiliyor. Arkasında 4 adet gigabit Ethernet yuvası barındıran cihazda ayrıca ağa dahil etmek istediğiniz farklı ürünler için bir de USB yuvası konumlandırılmış. Bu modelin ilginç yanlarından biri “G.vector” teknolojisini kullanıyor olması. Veri akış hızını düzenleyen bu teknoloji, özellikle oyun oynayan ve stabil bir bağlantıya ihtiyaç duyan insanlar için oldukça faydalı.

Bu içerik MediaMarkt desteğiyle hazırlanmıştır.

Yorum yapmak için tıklayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

2021 BMW M3 ve M4, Nürburgring’te adeta şov yapıyor!

Eylül ayında tanıtılması beklenen BMW M3 ve M4‘ün, Nürburgring’teki testleri hala daha devam ediyor. Söz konusu araçların, sıkça görülen casus videolarının aksine bu videoda, araçların yetenek sınırları zorlanmış.


İlginizi çekebilir: 2021 Jeep Grand Cherokee böyle görünebilir!

reklam

BMW M Departmanı tarafından da doğrulandığı üzere 2021 M3 ve M4 modelleri arkadan itişli olarak gelecek. Standart olarak 473 beygirlik, 3.0 litrelik çift turbolu, sıralı altı silindirli ünite yer alacak. Fakat bir kesimin merakla beklediği bir detay da var. Altı ileri manuel şanzıman da yeni M3 ve M4’te olacak.

M3 ve M4 Competition modellerinde ise arkadan itişli olacak şekilde 503 beygir güç ve 650 Nm torka sahip bir motor yer alacak. M5’teki gibi dört çeker xDrive sistemli M3 ve M4 isteyenler biraz daha beklemek zorunda kalacak. Ayrıca Competition modellerde M-ayarlı süspansiyonlar ve biraz daha güçlendirilmiş frenler gibi eklentiler yer alacak.

Kaynak: Carscoops

Devamını oku

Genel

2021 Jeep Grand Cherokee böyle görünebilir!

Şu anda 4. nesli satışta olan Jeep Grand Cherokee, neredeyse 10 yıldır bu haliyle karşımızda. Mevcut modelin yenilenmeye ihtiyacı olduğu da su götürmez bir gerçek. Kolesa da böyle düşünmüş ve kendi yorumunu katarak yeni nesil Grand Cherokee’nin nasıl görüneceğini hayal etmiş.


İlginizi çekebilir: Tesla, 5. seviye otonom sürüşe “neredeyse” hazır!

reklam

Görünüşe göre Kolesa, bu tasarım için Jeep’in Çin pazarına özel modeli Grand Commander‘dan esinlenmiş. Önde incelen farlar, özel dönüş sinyalleri ve karakteristik Jeep ızgarası dikkat çekiyor. Arkaya baktığımızda ise güncel modeli andıran çizgileri, incelen farlarla harmanlamışlar gibi bir tasarım çizgisi bulunuyor.

Jeep’in, Çin pazarına özel Grand Commander modeli

Bazı dedikodulara göre yeni Grand Cherokee’nin, Alfa Romeo‘nun Giorgio platformunun değiştirilmiş bir versiyonunu kullanacağı söyleniyor. Ayrıca yeni nesil modelde, bağımsız arka süspansiyonun kullanılacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Yeni Grand Cherokee’nin motor seçenekleri hakkında pek bir bilgi yok. Fakat plug-in hibrit bir versiyonun üretileceği Jeep tarafından açıklanmıştı. Ayrıca yeni nesil modelde yer alacak platformun, elektrikli modellerin gelişimine de fayda sağlayacağını da belirtmişlerdi.

NOT: Kolesa’nın, Jeep ile herhangi bir resmi bağlantısı bulunmamaktadır. Haber içeriği bağımsız bir tasarım içermektedir.

Devamını oku

Genel

Wi-Fi’ın su altı versiyonu olacak olan Aqua-Fi üzerinde yapılan denemeler başarılı oldu!

Aqua-Fi

Teknoloji tarihinde, Tesla tarafından uzaya gönderilen astronotlardan tutun birçok teknolojinin lansmanına kadar birçok önemli olaya; bu olaylar nerede yaşanıyor olursa olsun, internet sayesinde kendi gözlerimizle şahit olabilme fırsatı yakaladık. Ve elimizin altında internet mevcut olduğu sürece, bu gibi anlara, eş zamanlı olarak şahit olmaya da devam edebileceğiz gibi gözüküyor. İnsanlık olarak, hava ve uzay boşluğu da dahil olmak üzere, interneti hemen hemen her yerde kullanabiliyoruz. Yalnız, insanlık olarak internet bağlantısı sağlayamadığımız bir yer hala mevcut! Derin denizler! Bilim insanları, Aqua-Fi adını verdikleri bir teknoloji ile bu sorunu çözebilmeyi ve derin denizlerde de internet bağlantısını mümkün kılabilmeyi umuyorlar.


İlginizi çekebilir: Qualcomm, Snapdragon 865+ 5G işlemcisi ortaya çıktı

reklam

Uzayda bile internet bağlantısı kurabilirken, su altında internet bağlantısı kurabilmek neden bu kadar zor?

Bildiğiniz üzere günümüzde kablosuz bağlantılar, radyo dalgaları, akustik sinyaller ve ışık sinyalleri olmak üzere farklı teknolojiler üzerinden sağlanıyor. Fakat bu teknolojilerden hangisini kullanırsanız kullanın; hepsinin belirli limitleri var. Hele ki konu bir de bu teknolojileri su altında kullanmaya gelince… Örneğin akustik sinyaller, uzun mesafeleri katedebilirler; fakat taşıyabilecekleri veri kapasitesi sınırlıdır. Işık sinyalleri ise yine uzak mesafeleri katedebilirler ve taşıyabilecekleri veri çok daha fazladır; fakat gönderici, taşıyıcılar ve de alıcı arasında ciddi bir engel olmadan direkt bir bağlantı kurulmak zorundadır. Radyo dalgaları ise su altında kısa mesafelerde veri taşıyabilirler. Kısacası, bu yönden bakınca su altında canlı video paylaşımı yapmak şuanda maalesef pek de mümkün gözükmüyor. Tabi burada birincil hedef, su altında eğlenceli görüntüler yakalamaktan ziyade, derin denizlerin bilim insanları tarafından hala keşfedilmeyi bekleyen birçok şeyi içinde barındırıyor olması. Birçok bilim insanı, denizler altındaki yaşamı detaylı bir şekilde gözlemleyebilmek ve keşfedebilmek istiyor. Ve yeni bir çalışma bizlere gösteriyor ki su altında ışık demetleri yoluyla akuatik bir internet bağlantısı sağlamak mümkün olabilir!

Suudi Arabistan’da bulunan Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden bir ekip, su altında internet bağlantısı kurabilmeyi mümkün kılan bir “denizler altı internet bağlantısı” protokolü geliştirdi. Geliştirdikleri teknolojiye ise, Aqua-Fi adını verdiler. Bu teknoloji ile, LED ışık sinyalleri ve lazerler ile, su altında veri taşımanın mümkün olduğunu gösterdiler. LED ışık sinyalleri, su altında düşük enerji tüketimi ile kısa mesafelerde veri taşımayı mümkün kılıyor. Lazer ışık sinyalleri ise, daha çok güç tüketmesine rağmen daha uzak mesafelere veri taşıyabiliyorlar.

Aqua-Fi ile ilgili neler biliyoruz

Aqua-Fi’ın ilk prototipi ile ilgili bütün bilgiler, çalışmayı yürüten ekip tarafından IEE Explore üzerinde yayınlandı. Yayınlanan rapora göre ekip, Aqua-Fi prototipinde, 520 nanometrelik lazer ışık hüzmelerine ek olarak; yeşil LED ışık hüzmeleri kullanmış. Testler sırasında ekip, 2.11 megabyte / saniye hızlara ulaşabilmiş; ve bu hıza ulaşırken, 1 milisaniye gibi düşük gecikme süreleri yakalayabilmeyi başarmışlar. Ekip lideri Shihada’nın açıklamasına göre bu çalışma, su altında internetin insanlık tarihinde ilk kez tamamen kablosuz bir şekilde tam anlamıyla kullanılabilmesinin başarıldığı bir deneme idi. Fakat buna rağmen, ekibin hala aşması gereken belirli problemler var. Bu problemlerden biri ise, ışık hüzmelerinin çeşitli kırılmalar ile dağılabilmesi. Ekip, bu problemi aşabilmek için küre şeklinde bir alıcı kullanmayı planlıyor. Böylece alıcı, farklı açıyla gelen bütün internet sinyallerini bünyesinde toplamayı başarabilecek.

Shihada, ortaya çıkardıkları bu teknoloji ile ilgili olarak, “uygulaması nispeten kolay bir teknolojiyi, görece uygun bir maliyetle üretebilmeyi başardık; böylece su altı ortamını da küresel internetle buluşturabilmek mümkün olacak. Hatta birgün, Aqua-Fi’ın su altı birçok projede, internet sağlayabilmek için neredeyse Wi-Fi kadar yaygın olarak kullanılmasını umuyoruz” dedi.

Siz Aqua-Fi teknolojisi ile ilgili neler düşünüyorsunuz? Derin denizlerdeki yaşamı canlı canlı izleyebilmek sizce de çok ilginç olmaz mıydı? Düşüncelerinizi yorumlar sekmesinde bizlerle paylaşabilirsiniz. Ve son bir hatırlatma; sosyal mesafenizi korumayı ve ellerinizi bol bol yıkamayı unutmayın!

Devamını oku