Sosyal medya

Uzay - Bilim

Uzaya Çıkan İlk Otomobil: Tesla Roadster!

Tesla Roadster Starman

Elon Musk’ın çılgın planlarından biri olan Falcon Heavy testi başarıyla gerçekleşti. Üç adet Falcon 9 ve 27 adet Merlin roket motorlarına sahip olan Falcon Heavy’nin taşıdığı ilk nesil Roadster, Starman eşliğinde yörüngede süzülüyor!

Tesla’nın sahibi olan Elon Musk, uzay ile alakalı çılgın planları için de SpaceX firmasını kurmuştu. En son lav makinesi ürettiği The Boring Company ile projesinin ardından tüm dünya tarafından merakla beklenen Falcon Heavy test uçuşu da gerçekleşti. Üç adet Falcon 9 roketi ve toplamda 27 Merlin motoruna sahip olan Falcon Heavy, kargo bölümünde Starman ve Musk’ın bizzat kullandığı ilk nesil Tesla Roadster’ı uzaya taşımayı başardı.

Kalkışta uygulanan 5 milyon poundluk itiş gücü ile rekor kırmayı da başaran Falcon Heavy, bu uyguladığı kuvvet ile 18 Boeing 747’nin uygulayabileceği itiş gücünü geçmiş oldu. Musk’ın Mars görevi için test edilen bu hazırlıklar ise dün 23:00 gibi gerçekleşti ve ABD’nin Florida eyaletindeki Kennedy Uzay Üssü’nde yapıldı. Sorunsuz kalkış ve 16.000 km hızı aşan gücü ile Mars’ın yörüngesini dahi geçerek astroid kuşağına yaklaşarak bir yörünge çizen araç, aynı zamanda Starman ve Tesla Roadster ile de bir ilki başarmış oldu.

Ayrıca fırlatılan iki yanFalcon 9 roketini aynı şekilde dünyaya tekrar sorunsuz bir şekilde iniş yapmasını sağlayan SpaceX, ana roketin ise iniş yapamadığını doğruladı. 3’te 2 başarı yakalayan firma, iki yan destekleyici roketleri canlı canlı gösterebilirken ana roketin deniz üzerindeki platforma inişi sırasında sarsılma ve yüksek sıcaklık sonucu kamera arısazı vermesi nedeniyle görüntüleme yapamadı. Görünüşe göre görüntü kaybının ardından ana roket inişi düzgün bir şekilde gerçekleştirememiş.

Son olarak aşağıdan şu anda sonlandırılmış olsa da Starman ve Tesla Roadster’ın uzaydaki macerasını izleyebilir, bir Roadster üzerinden dünyanın nasıl göründüğüne göz atabilirsiniz;

Teknolojiye olan tutkusunu Hardware Plus'ta meraklılarına aktarıyor.

Yorum yapmak için tıklayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Elon Musk’ın uzaya gönderdiği Tesla Roadster ne alemde?

tesla

Elon Musk, yaklaşık iki sene önce Space X‘in Falcon Heavy roketiyle uzaya, kendi Tesla Roadster aracını göndermişti. Bakalım iki senedir devam eden bu uzun macerada Starman‘in başına neler gelmiş.


İlginizi çekebilir: Tesla, 15 bin aracını geri çağırıyor


Ben Pearson tarafından yönetilen “Roadster nerede?” içerikli siteden Musk’ın kırmızı Tesla aracını ve sürücü koltuğunda oturan, uzay kostümlü “Starman” isimli arkadaşı takip edebiliyorsunuz. Söz konusu siteye göre Tesla ve Starman ikilisi, uzaya fırlatıldıkları 6 Şubat 2018 tarihinden beri 1.6 milyar kilometreden fazla yol almış.

Tesla Roadster ve Starman şu an nerede?

Uzaydaki bu ikili, gezegenimizden 346.9 milyon kilometre uzakta. Ayrıca saatte 9656 kilometre hızla (Bugatti’ye selamlar) yolculuklarına devam ediyorlar. Mars’a oldukça yakın bir konumda bulunuyorlar. Yani 96.1 milyon kilometre mesafe, uzayın büyüklüğü göz önünde bulundurduğumuzda yakın sayılabilir.

tesla roadster

Tamamen elektrikli spor araç şu anda Güneş etrafındaki ikinci turunu atarken, araştırmacıların son hesaplarına göre 2091 yılında, gezegenimizin birkaç 100 bin kilometre yakınından geçeceğini öngörüyor.

Bunların hepsinin birer tahmin olduğunu ve Roadster’ın tam durumunu bilmenin oldukça zor olduğunu unutmamak lazım. Çünkü maruz kaldıkları uzay boşluğu koşulları bir hayli çetin. Radyoaktif dalga ve parçacıklar, ileri sıcaklık seviyeleri ve değişimleri gibi şartlar Starman’in direksiyon başında ecel terleri dökmesine yol açıyor olabilir.

Devamını oku

Genel

Voyager 2, NASA tarafından tekrar çevrim içi yapıldı!

Yazan:

Voyager 2 1977 yılında NASA tarafından yıldızlar arası keşif için uzaya gönderildi. Geçtiğimiz günlerde bir sorun yaşayan uzay aracı, NASA tarafından 18.5 milyar kilometre uzaktan çözüldü.


İlginizi çekebilir; Eski NASA çalışanı açıkladı: Mars’ta yaşam bulduk.


Voyager 2 nasıl bir sorun yaşadı?

Daha önce Neptün Satürn ve Jüpiter gibi gezegenlerin keşfini yapan ve fotoğraflayan uzay aracı Voyager 2, geçtiğimiz günlerde fazla güç tüketimi sebebiyle sorun yaşamaya başladı. Manyetik alan cihazının kalibrasyonu için manevra yapması gereken uzay aracı, içerisinde yer alan iki departmanın gereğinden fazla açık kalması sebebiyle daha fazla güç tüketimi sorunu yaşadı. Bu durumu aşmak için bili insanları Voyeger 2’in otomatik güç koruma sistemini devreye soktu. Güç koruma sisteminin devreye sokulmasıyla birlikte bilimsel araçlar kapatıldı. Aynı zamanda veri toplama işi bir süreliğine durduruldu. Bu durumu NASA Voyager 1’in Twitter hesabından yaptığı açıklamayla duyurdu. Açıklamada ikizinin bir süreliğine çevrim dışı kaldığını ve veri toplama işlemlerini durdurduğu söylendi. Tarihler 5 Ocak 2020’yi gösterdiğinde ise NASA yine Voyager 1’in Twitter hesabı üzerinden Voyager 2’nin tekrar çevrim içi olduğunu ve veri toplamaya başladığını açıkladı.

NASA teknik olarak sorunu nasıl çözdüğünü açıklamadı. Ancak sadece beş yıllık bir ömrünün kaldığı düşünülen uzay aracının sorun çıkarması biraz normal karşılanmaya başladı. Voyager 2’nin azalmış ömrüne ve günümüz teknolojisinden uzak sayılabilecek bir teknolojisi olmasına rağmen NASA’nın sorunu 18.5 milyar kilometre öteden çözmesi gerçekten takdire şayan.

Devamını oku

Genel

Yongadan yongaya kuantum ışınlanması yapıldı!

Kuantum fiziği yasalarına dayanarak bilgi işleyebilen teknolojilerin gelişiminin, modern toplum üzerinde derin etkilerinin olacağı su götürmez bir gerçek. Örneğin günümüzdeki en güçlü süper bilgisayarlar için dahi çok karmaşık olan sorunları kuantum bilgisayarlar rahatlıkla çözebiliyor. Hatta kuantum internet, dünya üzerindeki tüm sanal ortam bilgilerini, kötü niyetli siber saldırılardan, olabilecek en üst düzeyde koruma sağlayabilecek.


İlginizi çekebilir: Huawei, Google uygulamalarının eksikliğini hissetirmeyecek.


Kuantum bilgisayar

Kuantum bilgisayar

Kuantum teknolojilerin temelinde neler var?

Bütün bu işlerin merkezinde kontrol etmesi ve ölçmesi çok zor olan tekli kuantum parçacıkları üzerine kodlanan “kuantum bilgi” yer alıyor. Bristol Üniversitesi ve Danimarka Teknik Üniversitesi‘nin işbirliğiyle geliştirilen nano boyutlarda, içerisinde ışık yardımıyla  bilgi taşıyan devreler kullanarak yeni yongalar geliştirdiler. Bu yongalar ışık aracılığıyla “kuantum bilgi” işlemeyi yüksek verimlilikle yaparken ve daha az gürültü ortaya çıkarıyor. Bu da demek  oluyor ki, kuantum bilgisayarlar ve iletişimde daha karmaşık sistemlerin üretilmesi kuvvetle muhtemel.

Ayrıca, Nature Physics isimli yayında yer alan çalışmaları ile de bazı canlandırmalara ev sahipliği yaptılar. Çığır açan deneylerden birinde ise Bristol Üniversitesi’nin Kuantum Mühendisliği Teknoloji Laboratuarları’ndaki araştırmacılar, ilk kez iki yonga arasındaki bilgilerin kuantum ışınlanmasını gösteriyorlar. Bunun kuantum iletişim ve kuantum bilgisayarların gelişimindeki temel taşlarından biri olacağını söylediler.

Kuantum ışınlanma olayı nedir?

Kuantum ışınlanma, bir kuantum parçacığının dolaşıklık (kuantumda kullanılan bir terim) kullanarak, bir yerden başka bir yere kuantum hal transferi olmasıdır. Başka bir deyişle, söz konusu kuantum parçacığı karşı tarafa fiziksel olarak gitmiyor, karşı tarafta bulunan bir kuantum parçacığının halini kendi haline benzeterek, sanki karşı tarafta bulunuyor gibi bir koşul oluşturuyor. Yani tam anlamıyla, filmlerde gördüğümüz şekildeki gibi bir ışınlanma henüz söz konusu değil. Zaten Bristol Üniversitesi’nin Kuantum Mühendisliği Teknoloji Laboratuarları’ndaki çalışmalarda da iki yonga arasında, birbirine dolanmış bir bağlantı kurmanın oldukça zor olduğu doğrulandı.

Bristol yetkililerinden Dan Llewellyn ” Laboratuarda iki yonga arasında, her iki yongadaki  fotonların tek bir kuantum durumunu paylaştığı, yüksek kaliteli bir dolaşıklık bağlantısını görüntüledik. Daha sonra her yonga, dolaşıklığı kullanan bir dizi canlandırma için tamamen programlandı. Esas canlandırma ise bir parçacığın, kuantum ölçümü yapıldıktan sonra iki yonga arasında iletildiği, iki yongalı bir ışınlanma denemesiydi. Bu ölçüm, aynı zamanda dolaşma bağlantısını daraltan ve parçacığın durumunu alıcı yongada başka bir parçacığa aktaran kuantum fiziğinin garip davranışını temel alıyor.” şeklinde bir açıklamada bulundu.

Bristol‘daki diğer bir yetkili olan Dr. Imad Faruque ise ” Yongalar üzerindeki yüksek kaliteli foton kaynakları üzerine olan önceki çalışmalarımızı temel alarak, dört kaynağı kapsayan daha karmaşık bir devre sistemi kurduk. Bu kaynakların tümü test edildi ve dolaşıklı değişim gerçekleştirilen bu deneylerde önemli bir kriter olan neredeyse aynı olan fotonları yaydılar.” şeklinde ekledi.

Kuantum ışınlanmasında  %91 oranında isabet!

Deney düzeneği şeması

Sonuçlar son derece yüksek doğrulukta, %91 seviyesinde başarıyla ışınlanma gerçekleştirildi. Buna ek olarak araştırmacılar dolaşıklı değişim (kuantum tekrarlayıcılar ve kuantum ağları için gerekli) ve dört fotonun frekans durumu (kuantum hesaplama ve kuantum internette gerekli) gibi tasarımlarının diğer bazı önemli işlevlerini gösterebildiler.

Danimarka Teknik Üniversitesi‘ndeki (DTU) yetkililerden Dr. Yunhong Ding  “Düşük kayıp, yüksek stabilite ve mükemmel kontrol edilebilirlik, entegre kuantum fotonikler için son derece önemlidir. Bu deney, DTU‘da yüksek kaliteli üretime dayanan, son teknoloji düşük kayıplı silikon fotonik teknolojisi sayesinde mümkün oldu.” şeklinde yorumda bulundu

Ayrıca baş sorumlu Dr. Jianwei Wang, Pekin Üniversitesi‘nden yaptığı açıklamada “Gelecekte, kuantum fotonik cihazların ve klasik elektronik kontrollerin tek bir Si-çip entegrasyonu, yonga tabanlı CMOS (bütünleyici metal oksit yarı iletken) uyumlu kuantum iletişim ve bilgi işlemenin kapılarını açacak.” dedi.

 

 

 

 

 

Devamını oku