Sosyal medya

Haber

Televizyonunuz için doğru ses sistemi nasıl seçilmeli | HWP Özel

 Orijinal yayın tarihi: Hardware Plus Dergi (Sayı:: 46 – 2017 Şubat)

Bugün iyi bir televizyonun parasını verip de her şeyi hallettiğinize inanmak istediğinizi biliyoruz. Malum, ülkenin ekonomik durumları kendisini alenen gösterir oldu artık ve sürekli bir şeyler almanın vatandaşın cebine pek bir yararı yok. Ama bir televizyona yüklü bir para verdiğinizde ne yazık ki her kalemi bir anda tamamlamış ve rahata ermiş olmuyorsunuz. Özellikle cihazlarımız büyüdükçe ve inceldikçe kayıp yaşadıkları konunun başında ses geliyor. Siz de kaliteli bir televizyon aldığınızda, bu televizyonun ses kısmını telafi edecek bir çözüm bulmalısınız. Bunun için de biz varız, çünkü piyasada birçok farklı marka ve alternatif varken, bunların hangisinin sizin ihtiyacınıza uygun olduğunu tanımlamanıza yardımcı olacağız.

 Televizyonunuz için doğru ses sistemi seçerken önemli olan kaynaktadır

Öncelikle ses sistemlerinin işleyeceği o ham verinin ne olduğuna bakalım. Bu da aslında sizin televizyon karşısında ne izlediğinizle alakalı. Eğer oturup herhangi bir hizmet sağlayıcısından televizyon kanallarını izliyorsanız, zaten alacağınız ses piyasanın en kalitesiz ve en alt düzey hizmeti olacaktır. Herhangi bir sertifikaya sahip olmayan, en fazla PCM kalitesinde olan (ki onlar için de çok pahalı decoder’lere sahip olmanız ve üst seviye hizmetlerden yararlanmanız gerekli) bu hizmetler için çok da uçmanıza gerek yok.

Ama Netflix gibi, kendi bünyesinde düzgün işlenmiş (ve internetiniz elverdiği sürece) tüketebileceğiniz ses kaynakları olduğu anda işler biraz daha ciddiye binmeye başlıyor. Ama bu işin tepe noktası, gidip satın aldığınız Blu-Ray filmlerde bitiyor. Eğer ki Blu-Ray gibi yüksek kalite bir kaynağı tüketmeye alışkınsanız, o zaman ses sistemine de iyi para gömmeniz gerekiyor diyebiliriz.

BİR NOKTAYA TEKRAR PARMAK BASMAK GEREKLİ: TELEVİZYONUNUZ İÇİN SES SİSTEMİ ALACAĞINIZ ZAMAN KESİNLİKLE İKİ ÖNCELİĞİNİZ OLMALI: BULUNDUĞUNUZ ALAN VE TÜKETTİĞİNİZ İÇERİK. YOKSA TELEVİZYONUNUZUN KONUMU, YA DA DEKOR GİBİ KONULAR GERİDE KALIYOR. NE TÜKETTİĞİNİZ VE NEREDE TÜKETTİĞİNİZ ÖNEMLİ.

Cihaz Kalitesi

Şimdi bir konuyu açıklığa kavuşturalım: Bu skala sound bar’lardan, yani televizyonun altına yerleştirilen bir şerit halindeki hoparlörlerden başlayıp fiyatı binlerce doları bulan ve sizi çevreleyen (surround) ses sistemlerine dek gidiyor.

Arada bir yerlerde 5.1 ev sinema sistemleri de bulunuyor elbette, onunla ara sıra yarışan 2.0 ya da 2.1 özel tasarım stereo hoparlörler de var. Bunların bir kısmı popüler televizyon markalarıyla aynılar, yani TV seti üreten birçok firmanın sound bar’ını ya da 5.1 ses sistemini bulabiliyorsunuz piyasada. Ama gerçekten aradığınız şey “kalite” ise bu ürünleri elinizin tersiyle itmeli, onların yerine işi tümüyle ses olan firmalara yönelmelisiniz. Tabii bu da kesenin ağzını açmak oluyor. Aynı şekilde donanımın detaylanması, montajın zorlaşması ve işin profesyonelleşmesi söz konusu.

Soundbar

Ses ailesinin en dibinde sound bar’lar bulunuyor. Kendileri, aralarında gidip en pahalısını alsanız bile surround ses ya da ev sinema sisteminden daha kötü performans sunacak durumda. Ama televizyonunuzun hoparlör sisteminden katbekat iyi olduğunu bilmeniz gerekli. Sound bar’lar, bir şerit şeklinde yerleştirilmiş hoparlörlere ve genelde ayrı bir subwoofer ünitersine sahiplerdir. Yüksek frekanslı sesler sound bar’dan takdim edilirken bass, yani düşük frekanslı sesler subwoofer’dan sunulur. Sound bar’ların artıları, öncelikle pratikliklerinden başlar. Kablolama ya da montaj konusunda sizi zorlayacak hiçbir yanları yoktur.

Televizyonunuzun önüne (ya da altına) konulan bir şerit çoğu zaman ekranınıza kablosuz olarak bağlanır (uyumlu bir marka aldığınızı varsayarsak) ve en fazla subwoofer’ın kablolama çözümüyle uğraşmanız gerekir. Tümüyle kablosuz olan sistemler de bulunmakla birlikte elektriğin bir yerden geleceğini unutmamak gerekli. Bu doğrusal ses cihazları size subwoofer’la birlikte 2.1’lik bir hoparlör sisteminin kalitesini verebilirler. Sound bar’ların göz boyama odaklı “surround” ya da “3D” gibi ses modları bulunur ama bunlar genelde aldığınız sesin kalitesini kötü etkileyen efektlerden öteye gidemezler.

Bir sound bar, asla ama asla çevresel bir ses sistemi kadar odayı dolduramaz. Ama onlar gibi montaj zorlukları olmadığından ve televizyon hoparlörünün üstünde performans gösterdiklerinden, son olarak her modeli olmasa da genelde daha ekonomik olduklarından doğru bir tercihtir. Eğer sadece televizyon kanalları kaynağı tüketicisi iseniz, sound bar’dan ötesine çok da ihtiyacınız yok demektir. Çünkü sizin izlediğiniz içerikler zaten stereo (yani 2 kanal) olacağı için bunu 5 kanala yaymanın düzgün bir yolu olmaz.

Ayrıca aldığınız sesin birim kalitesi de yine çok üstün ses sistemlerine ihtiyaç duymayacağınız bir seviyede olacağı için sıkıtı yaşamazsınız. Sound bar’lara dair son bir artı özelliği daha belirtelim: Televizyonun altına düzgün bir şekilde yerleştikleri için konuşma sesini ortadan ve tüm odanın düzgünce alabileceği şekilde yaymayı başarırlar. Özellikle 2.1 Hi-Fi sistemler gibi alternatifler göz önüne alındığında sesin merkezden gelmesi konusunda başarılı bir sonuç çıkarırlar yani.

Stereo Hi-Fi

Çizgiyi biraz yukarıya taşıdığımızda ise karşımıza çift hoparlörlü sistemler geliyor. Bu stereo, yani bir sol ve bir sağ hoparlörden oluşan sistemler aslında düşündüğünüz kadar basit ya da özensiz değiller. bir kere üst modellere çıktığınızda sonraki aşamada anlatacağımız 5.1 ev sinema sistemlerinden daha kaliteli ses sunmaları olası. Çünkü herhangi bir TV üreticisinden öte gerçekten işi ses olan firmaların ürettiği hoparlörler olurlar bunlar. Ayrıca bu hoparlörleri bağlamak için bir çeşit amfiye ihtiyacınız olacaktır.

Piyasada Blu-Ray oynatıcısı olanları, ya da doğrudan doğruya müzik setinin içine gömülmüş halde olanlar bulunmakta. Farkındaysanız bir sound bar’a göre hem artan masraftan, hem de artan ekipmanlardan bahsediyoruz. İki hoparlör, kendilerine özel kablolarla birlikte işi zorlaştırmaya başlıyor. Ama en azından televizyonunuzun iki yanında birer tanesini yerleştirecek yer bulduğunuz takdirde dolgun sesler almanız çok daha olası. Eğer isterseniz, bu seti bir adet subwoofer ile 2.1 noktasına çıkarabilirsiniz. Ama çoğu kaliteli hoparlör kabini zaten bass’ların frekansındaki sesleri kaldırabilecek bir teknolojiyle geliyor.

Bu sistemlerin en büyük problemi, ortada bir hoparlör barındırmamalarıdır. Sound bar’ların sesi merkezden verebilme özelliği, özellikle konuşmanın fazla olduğu içerikler tüketecekseniz önemliyken burada hangi yöne daha yakın oturuyorsanız oradan sesi daha güçlü almanızı sağlar. Bir diğer konu ise iki adet güçlü hoparlör yine size daha fazla ses çıkısı sağlasa da gücü fazla merkezi yerden dağıtmanın problemi olarak yakında oturanların kulaklarının rahatsız olmasına sebebiyet verebilir. Bir zamanlar, sinemalar çok yönlü hoparlör teknolojilerine geçmeden önce perdenin arkasına yerleştirilmiş kabinlerle ses çıkışı verilirdi. O nedenle ev surround ses sistemi öncesinde de yine benzer bir durumu evlerimizde yaşıyoruz diyebiliriz.

Ev sinema sistemleri

Gelelim bol hoparlörle işlerin iyice karıştığı, biraz daha profesyonelleştiği ama aynı zamanda montajın da zorlaştığı yerlere. Ev sinema sistemleri özünde bolca farklı hoparlörün doğru noktalara yerleştirilmesi ve buna uygun ses içeriğinin bu kanallardan size iletilmesi esasına göre çalışır. Önce elemanlardan bahsedelim. Bizler, Türkiye’de standart olarak 5.1, yani 5 ana hoparlör ve 1 subwoofer’dan haberdarız. Dört hoparlör ön ve arkaya stereo hoparlör yerleştirilir gibi konulur. Arta kalan beşinci hoparlör ise televizyonun merkezine denk gelecek şekilde yerleştirilir.

Sound bar’ların avantajlı olduğu o merkezden konuşmaları verme özelliği surround ses sistemlerinde de geçerlidir. Surround, zaten yazının başında “çevreleyen” olarak da tanımladığımız bir kelime olduğundan ses sisteminin tam da bunu yapması sağlanır. Burada üç büyük problem var tabii ki: İlki montaj. Çevreleyen ses sistemlerinin hoparlör sayısı Türkiye örneğinde 5 iken yurtdışında 9.1’e kadar çıkabilmektedir. Bu da etrafta 5 (ya da 9) farklı hoparlörün subwoofer’a bağlanacağı kablolarının çekileceği anlamına gelir. Tüm bu kabloların geçişi, kullanıcıyı ve yaşam alanını oldukça sıkıntıya sokabilecek şeyler. mBu işi daha profesyonel hale getiren şeylerin başında da bunun planlaması geliyor zaten.

Sizi bu kablolamadan kurtaracak bir şey var ama: Ev sinema sistemlerinin kablosuz versiyonları da bulunmakta. Tabii seskalitesinin düşmesi, etrafta bulunan kablosuz bağlantının miktarına göre parazit oluşturması, hatta ve hatta bir miktar gecikme süresinin eklenmesi de cabası. Kimi zamanlar pille, kimi zaman ayrı birer elektrik kablosuyla çözüm sunan bu kablosuz ev sinema sistemleri aslında bayağı yol kat ettiler. Ama doğru tercihin bu olup olmadığını, sesin kalitesine ne kadar önem verdiğinize göre belirlemeniz lazım. İkinci problemimiz birimhoparlörlerin kalitesi.

Başta dediğimiz gibi, televizyon üreten birçok firma nasıl ki sound bar üretiyorsa, aynı şekilde 5.1 ses sistemi ürettiklerini de görebilirsiniz. Ama bu hoparlörlerin birim olarak ne kadar yüksek ya da düşük frekansı verebildikleri önemli. Genelde dikkat çekmeyecek ölçekte küçük ve zarif tasarlanan bu hoperlörlerin özellikle düşük frekansta sundukları yelpaze düşük kalır. Böyle zamanlarda daha kaliteli, uzmanlığı ses olan firmaların çözümlerine yönelebilirsiniz.

O zaman gördükleriniz küçük ve zarif hoparlörlerden daha iri ve derinlikli kabinlere doğru kayar. Bu da önemli bir faktör, sonuçta bulunduğunuz yerin görüntüsünü değiştirmeniz gerekli. Yani normal bir salonu kocaman kabinlerle doldurmak, ses kalitesinden feragat etmenizi engelleyecek ama hanım ile başınızı muhtemelen derde sokacaktır. O zaman üçüncü probleme gelelim: Ki o da sesin kaynağı. 5.1 ya da daha üstü bir ev sinema sistemi aldığınızda, bu ses sisteminde neyi tüketeceğiniz de bir o kadar önemli. Sesin gerçekten 5 kanal kaydedilmiş içerikleri tüketirken her şey yolunda gidecektir. Sağlam bir Blu-Ray film izleyicisiyseniz ya da Netflix gibi dijital streaming servisleri kullanıyorsanız o zaman en azından doğru kanallardan içerik tüketeceğinizi bilmelisiniz.

Tabii Blu-Ray oynatıcınızın da o sesi kullanılır hale getirecek çözücülere (decoder) sahip olması gerekli, ama bu da artık standarda oturtulmuş bir şey olduğundan sıkıntı yaşayacağınız bir durum olmaz. Tek sorun, Netflix gibi çözümlerde Blu-Ray’deki kalitede frekanslar alamayacak olmanız. Bu da doğal olarak binlerce TL verip aldığınız o muazzam ses sisteminde birçok frekanstan mahrum bir film zevki yaşayacağınız anlamına geliyor. Hele bir de televizyon kanalları tüketiyorsanız vay halinize.

O kanallarda 5.1 herhangi bir ses düzenlemesi yapılmadığı için televizyonunuzun ya da ses sisteminizin bu işi sanal olarak yapmasına izin vereceksiniz. Bu da hiçbir zaman orijinal bir eserin kalitesini yakalayamaz. Hatta msound bar’larda olduğu gibi sesi büken, ona efekt ekleyen bir çözüm seçerseniz kaliteyi düşürmeniz bile söz konusu. O nedenle işi bu raddeye getirecek, bir ses sistemi alacaksanız öncelikle tükettiğiniz içeriğin bu masrafa ve salon düzenlemesine değeceğinden emin olmalısınız.

Sonuç

Evet, ana kalemleri sizlerle paylaştık. Bunların artı ve eksilerini de gözler önüne sermeye çalıştık. Farkındaysanız bu dosyada size doğrudan bir ürün ya da gam önermekten çekiniyoruz. Çünkü her ürün yelpazesinin ve her modelin kendilerince artı ve eksileri mevcut.

Kullandığınız televizyona, amfinizin olup olmamasına ya da salonunuzun şekline deyin birçok kalem var dikkate alınması gereken. Bu da sizin için sunduğumuz bir giriş yazısı, eğer her bir sistemin derinlerine inmemizi talep ederseniz bize konuya dair ulaşmanız yeterli. Dergi olduğumuza bakmayın, sizlerle etkileşime girmek her zaman bizleri mutlu etmekte.

                                              – Sarp Kürkcü

Günün Alışveriş Fırsatı: General Mobile GM21 Ailesinin fiyatlarına buradan göz atabilirsiniz!

Günün Alışveriş Fırsatı 2: Yeni Samsung Galaxy A Ailesinin fiyatlarına buradan göz atabilirsiniz!

Günün Alışveriş Fırsatı 3: Yenilenen Reno 5 ailesinin fiyatlarına buradan bakabilirsiniz!

Bunlar da ilginizi çekebilir
Yıldıray Gökkaya

4 yorum

4 Comments

  1. Ali

    5 Ağustos 2018 at 20:10

    Meraba yazınızı okudum bana müzikde ve sinemada en kaliteli sesi ve dolgun yumşak baslar verecek profesyonel bir ses sistemi tafsiye verebilirmisiz yer sorunum yok bu arada bütçemde 8 bin tl falan ayıra bilirim şimdiden teşekkürler

  2. Ali

    5 Ağustos 2018 at 20:17

    Meraba yazınızı okudum bilgiler için teşekkürler ben evime profesyonel bir ses sistemi almayı düşünüyorum genelde müzik dinlemek için ama hiç filim izlemiyecem anlamana gelmiyor yer sıkıntımda yok butçem 7 bin 8 bin civarı nasıl bir ses sistemi tafsiye edersiniz şimdiden teşekkürler ?

  3. Deniz

    23 Mart 2019 at 14:04

    Merhaba, bu aydınlatıcı, kısa ama doyurucu bilgiler için teşekkürler. Baktığım hiç bir yerde böyle makul bilgiler yoktu. Bir tane sony bluray 5.1 almayı düşünüyordum ama bir mağazada soundbar la ilgili kafam baya karışmıştı. Şimdi soundbar almaktan uzaklaştım biraz daha 🙂 ama tabii eğer cevap verebilirseniz sormak istediğim şey kablolu sistemlerin mesafelerini ayarlamak için kablolarını uzatıp uzatamayacağım sorusu. Çünkü bu konuda da kafamı karıştırdılar. Cevap vermeseniz de şimdiden teşekkürler. Başarılı bir yazıydı.

  4. Metin Eroğlu

    7 Mart 2021 at 00:39

    Benim sorunum, yüksek frekanslardaki tiz sesleri işitme kaybım. Bu nedenle özellikle tv. deki film ve konuşmaları tam olarak anlamakta zorluk çekiyorum. Daha çok film , dizi izliyoruz. Tv.de oyun oynamak gibi bir durum söz konusu değil. Salon yaklaşık 30-35 m2 ve koltuklar tv ye 2-3 m uzakta. Aslında yıllar önce tv ile aldığım aynı marka bir soundbar var ama sorunumu çözmüyor. Bu şartlarda bana nasıl bir çözüm öneriyorsunuz? Teşekkürler.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir