Türkiye’nin enerji altyapısındaki en büyük adımlardan biri olan projede çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. İnşaatın eş zamanlı olarak sürdüğü Mersin sahasında yükselen dördüncü reaktör binasında, güvenlik açısından oldukça önemli bir mühendislik aşaması daha geride bırakıldı. Ülkenin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını tek başına sırtlaması beklenen bu devasa tesiste her bir bileşen milimetrik hesaplamalarla yerine oturtuluyor. Peki ilk ünitesinin 2026 yılında faaliyete geçmesi beklenen Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesinde tam olarak neler yaşanıyor?
İçindekiler
Akkuyu Nükleer Güç Santrali inşasında 27 tonluk dev adım
Akkuyu Nükleer Güç Santrali dördüncü güç ünitesinin merkezinde yer alan reaktör şaftına, tam 27 ton ağırlığındaki baskı kirişi başarılı bir şekilde yerleştirildi. Akkuyu sahasına daha önce parçalar halinde getirilen bu devasa bileşen, uzman mühendislik ekiplerinin titiz kaynak ve birleştirme işlemlerinin ardından nihai tasarım konumuna indirildi. Yaklaşık 7 metre çapa ve 1 metre yüksekliğe sahip olan bu ağır donanım, reaktörün kalbini dış etkenlere karşı koruyan ve sabitleyen en temel yapı taşlarından biri olarak öne çıkıyor.

Bu kritik montajın mühendislik açısından önemini anlamak için 3+ nesil VVER-1200 reaktörlerinin çalışma dinamiğine bakmamız gerekiyor. Güvenlik standartlarının en üst düzeyde tutulduğu bu nükleer sistemin yapısal bütünlüğünü sağlayan baskı kirişi, reaktör basınç kabını dev beton şaft içerisinde sıkıca sabitleyerek her türlü işletme koşulunda sarsılmaz bir direnç oluşturuyor. Kısacası, fisyon reaksiyonunun gerçekleşeceği ana kazanın milim bile oynamadan yerinde durmasını bu özel alaşımlı metal konstrüksiyon garanti altına alıyor diyebiliriz.
Özel beton dökümü ile şaft inşaatı devam edecek
Süreci bizzat sahada yöneten AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, böylesine ağır ve hayati ekipmanların kurulumunun sadece vinç kapasitesiyle ilgili olmadığını, kusursuz bir saha koordinasyonu gerektirdiğini belirtiyor. Bölgedeki meteorolojik hava durumunun anlık analiz edilmesinden sahadaki taşıyıcı metal yapıların hazırlanmasına kadar ciddi bir arka plan çalışması yürütülüyor. Uzman ekiplerden alınan bilgilere göre, baskı kirişinin yerleştirilmesiyle birlikte inşaatta yeni bir faza geçilecek ve reaktör şaftı, sızdırmazlık sağlayan özel bileşimli ağır betonla tamamen doldurulacak.

Bilindiği üzere “Yap-Sahip Ol-İşlet” gibi sektörde nadir görülen bir modelle Rosatom tarafından yürütülen Akkuyu Nükleer Güç Santrali, tamamlandığında her biri 1200 MW gücünde dört bağımsız reaktörle toplamda 4800 MW elektrik üretim kapasitesine ulaşacak. İlk ünitenin 2026 yılında ulusal şebekeye elektrik vermeye başlaması hedeflenirken, diğer üç ünitedeki nükleer ada yapılarının kurulumları da proje takvimine harfiyen uyarak ilerliyor. Bu da projeyi sadece Türkiye’nin değil, küresel enerji pazarının en aktif şantiyelerinden biri haline getiriyor.
İlginizi Çekebilir: Amazon Prime Video Ultra paketi duyuruldu! Neler sunuyor?
Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Türkiye’nin enerji bağımsızlığı yolunda nükleer santrallerin rolü hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlar kısmında belirtebilirsiniz. Daha fazlası için bizi takip etmeyi unutmayın!






