Sosyal medya
MSI reklamı

Genel

NSA’dan Muazzam İddia: Kaspersky Bizden Veri Çaldı!

kaspersky

Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı NSA, Kaspersky Lab. hakkında yenilir yutulur olmayan iddialarda bulundu.

NSA, Edward Snowden vakasından beri darbe üstüne darbe alıyor. Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı, şimdi de Rus siber güvenlik devi Kaspersky hakkında çarpıcı iddialarda bulundu. Söz konusu iddiaya göre Kaspersky Security ürünleri kullanan Amerikan bilgisayarlarında büyük ölçüde “hassas” veri çalındı.

kasperskyAmerika Birleşik Devletleri’ne bağlı yetkililer konuyla ilgili detay vermedi. FBI konuyla ilgili büyük bir araştırma başlatırken, Rus şirketin İcra Kurulu Başkanınından bir açıklama geldi.

reklam

Rus güvenlik devinin CEO’su Eugene Kaspersky, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Şirket olarak hiçbir kullanıcımızın mahremiyetini zedelemedik. Ortaya atılan iddialar mantığın sınırları zorluyor. Konu ile ilgili hiçbir detay olmadığı gibi, resmi kanıt da bulunmuyor.”

NSA’den kısa süre önce FBI da, “Rus siber güvenlik şirketinin dünyada popüler olan anti-virüs programlarının, Rus istihbarat ajanslarının çalışan herhangi bir bilgisayara veya ağa izin verebileceği ‘arka kapılar’ içerebileceğini” vurgulamıştı.

Konu hakkında Kaspersky’dan gelen açıklama şu şekilde;

Wall Street Journal tarafından 5 Ekim 2017 tarihinde yayımlanan habere ilişkin Kaspersky Lab açıklamasıdır:

Wall Street Journal tarafından 5 Ekim 2017 tarihinde yapılan bir haberde iddia edilen olayla ilgili, Kaspersky Lab’a bu olaya dâhil olduğuna yönelik doğrulayıcı nitelikte herhangi bir kanıt sunulmamıştır. Ve ne yazık ki haberdeki kanıtlanmamış iddialar, şirketi aralıksız bir şekilde karalamaya devam etmektedir.

Özel bir şirket olarak, Rus hükümeti de dâhil olmak üzere herhangi bir hükümetle yasal olmayan bir ilişkimiz bulunmamaktadır. Bu haberden çıkan tek sonuç, Kaspersky Lab’ın jeopolitik bir savaşın ortasında kaldığıdır.

Kötü amaçlı yazılımlara ve siber suçlulara karşı verdiğimiz savaştaki agresif tutumumuzdan dolayı özür dilemiyoruz. Şirket olarak, kaynağı ne olursa olsun 20 yıldır aktif bir şekilde kötü amaçlı yazılımları belirleyerek zararı en aza indiriyor; böylece bağımsız kötü amaçlı yazılım saptama testlerinde sürekli en yüksek notları alıyoruz. Şunu da belirtmek isteriz ki, Kaspersky Lab ürünleri siber güvenlik sektörünün sıkı standartlarına uymakta ve Amerika’daki veya dünyanın herhangi bir yerindeki popüler güvenlik sağlayıcısıyla korunan sistemlere aynı seviyede erişim ve ayrıcalık sağlamaktadır.

İngiliz Dili Edebiyatı ve Kamu Yönetimi alanlarından mezunum. Şu anda Tarih Yüksek Lisansı yapıyorum. Oyun, bilim-kurgu ve fantastik edebiyat, çizgi roman ve tabii ki sinema ve dizi tutkunuyum. Şimdilerde yeni Star Wars ve Justice League filmleri için gün sayıyorum.

Yorum yapmak için tıklayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Wi-Fi’ın su altı versiyonu olacak olan Aqua-Fi üzerinde yapılan denemeler başarılı oldu!

Aqua-Fi

Teknoloji tarihinde, Tesla tarafından uzaya gönderilen astronotlardan tutun birçok teknolojinin lansmanına kadar birçok önemli olaya; bu olaylar nerede yaşanıyor olursa olsun, internet sayesinde kendi gözlerimizle şahit olabilme fırsatı yakaladık. Ve elimizin altında internet mevcut olduğu sürece, bu gibi anlara, eş zamanlı olarak şahit olmaya da devam edebileceğiz gibi gözüküyor. İnsanlık olarak, hava ve uzay boşluğu da dahil olmak üzere, interneti hemen hemen her yerde kullanabiliyoruz. Yalnız, insanlık olarak internet bağlantısı sağlayamadığımız bir yer hala mevcut! Derin denizler! Bilim insanları, Aqua-Fi adını verdikleri bir teknoloji ile bu sorunu çözebilmeyi ve derin denizlerde de internet bağlantısını mümkün kılabilmeyi umuyorlar.


İlginizi çekebilir: Qualcomm, Snapdragon 865+ 5G işlemcisi ortaya çıktı

reklam

Uzayda bile internet bağlantısı kurabilirken, su altında internet bağlantısı kurabilmek neden bu kadar zor?

Bildiğiniz üzere günümüzde kablosuz bağlantılar, radyo dalgaları, akustik sinyaller ve ışık sinyalleri olmak üzere farklı teknolojiler üzerinden sağlanıyor. Fakat bu teknolojilerden hangisini kullanırsanız kullanın; hepsinin belirli limitleri var. Hele ki konu bir de bu teknolojileri su altında kullanmaya gelince… Örneğin akustik sinyaller, uzun mesafeleri katedebilirler; fakat taşıyabilecekleri veri kapasitesi sınırlıdır. Işık sinyalleri ise yine uzak mesafeleri katedebilirler ve taşıyabilecekleri veri çok daha fazladır; fakat gönderici, taşıyıcılar ve de alıcı arasında ciddi bir engel olmadan direkt bir bağlantı kurulmak zorundadır. Radyo dalgaları ise su altında kısa mesafelerde veri taşıyabilirler. Kısacası, bu yönden bakınca su altında canlı video paylaşımı yapmak şuanda maalesef pek de mümkün gözükmüyor. Tabi burada birincil hedef, su altında eğlenceli görüntüler yakalamaktan ziyade, derin denizlerin bilim insanları tarafından hala keşfedilmeyi bekleyen birçok şeyi içinde barındırıyor olması. Birçok bilim insanı, denizler altındaki yaşamı detaylı bir şekilde gözlemleyebilmek ve keşfedebilmek istiyor. Ve yeni bir çalışma bizlere gösteriyor ki su altında ışık demetleri yoluyla akuatik bir internet bağlantısı sağlamak mümkün olabilir!

Suudi Arabistan’da bulunan Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden bir ekip, su altında internet bağlantısı kurabilmeyi mümkün kılan bir “denizler altı internet bağlantısı” protokolü geliştirdi. Geliştirdikleri teknolojiye ise, Aqua-Fi adını verdiler. Bu teknoloji ile, LED ışık sinyalleri ve lazerler ile, su altında veri taşımanın mümkün olduğunu gösterdiler. LED ışık sinyalleri, su altında düşük enerji tüketimi ile kısa mesafelerde veri taşımayı mümkün kılıyor. Lazer ışık sinyalleri ise, daha çok güç tüketmesine rağmen daha uzak mesafelere veri taşıyabiliyorlar.

Aqua-Fi ile ilgili neler biliyoruz

Aqua-Fi’ın ilk prototipi ile ilgili bütün bilgiler, çalışmayı yürüten ekip tarafından IEE Explore üzerinde yayınlandı. Yayınlanan rapora göre ekip, Aqua-Fi prototipinde, 520 nanometrelik lazer ışık hüzmelerine ek olarak; yeşil LED ışık hüzmeleri kullanmış. Testler sırasında ekip, 2.11 megabyte / saniye hızlara ulaşabilmiş; ve bu hıza ulaşırken, 1 milisaniye gibi düşük gecikme süreleri yakalayabilmeyi başarmışlar. Ekip lideri Shihada’nın açıklamasına göre bu çalışma, su altında internetin insanlık tarihinde ilk kez tamamen kablosuz bir şekilde tam anlamıyla kullanılabilmesinin başarıldığı bir deneme idi. Fakat buna rağmen, ekibin hala aşması gereken belirli problemler var. Bu problemlerden biri ise, ışık hüzmelerinin çeşitli kırılmalar ile dağılabilmesi. Ekip, bu problemi aşabilmek için küre şeklinde bir alıcı kullanmayı planlıyor. Böylece alıcı, farklı açıyla gelen bütün internet sinyallerini bünyesinde toplamayı başarabilecek.

Shihada, ortaya çıkardıkları bu teknoloji ile ilgili olarak, “uygulaması nispeten kolay bir teknolojiyi, görece uygun bir maliyetle üretebilmeyi başardık; böylece su altı ortamını da küresel internetle buluşturabilmek mümkün olacak. Hatta birgün, Aqua-Fi’ın su altı birçok projede, internet sağlayabilmek için neredeyse Wi-Fi kadar yaygın olarak kullanılmasını umuyoruz” dedi.

Siz Aqua-Fi teknolojisi ile ilgili neler düşünüyorsunuz? Derin denizlerdeki yaşamı canlı canlı izleyebilmek sizce de çok ilginç olmaz mıydı? Düşüncelerinizi yorumlar sekmesinde bizlerle paylaşabilirsiniz. Ve son bir hatırlatma; sosyal mesafenizi korumayı ve ellerinizi bol bol yıkamayı unutmayın!

Devamını oku

Genel

Alonso, F1’e geri dönüyor! Hem de Renault’la birlikte!

Renault ile iki kez F1 dünya şampiyonluğu yakalayan Fernando Alonso, F1’e geri dönüyor. Alonso’nun geri dönüşü, Renault tarafından doğrulandı.


İlginizi çekebilir: Tesla, 5. seviye otonom sürüşe “neredeyse” hazır!

reklam

Dünya şampiyonluklarını 2005 ve 2006 yıllarında kazanan Alonso, Esteban Ocon ile birlikte Daniel Ricciardo‘nun yerini alacak.

Fernando Alonso 2018 yılında Formula 1’den ayrılmıştı. O zamandan beri Toyota‘ya pilotluk yapıyordu. 2019 Dünya Dayanıklılık Şampiyonası‘nı ve 2019‘daki 24 saatlik Le’Mans‘ı kazandı. Alonso ayrıca Dakar Rallisi‘nde Toyota ile yarıştı ve Indy 500‘de de boy göstermişti.

Alonso, “Renault benim ailem. Onlarla olan,  F1’deki iki dünya şampiyonluğumu en sevdiğim anılarım olarak hatırlarım. Şimdi ise tekrar birlikteyiz. Bu büyük bir gurur kaynağı ve muazzam bir duygu. Kariyerime başlama şansımı veren takım, şimdi bana en üst seviyeden F1’e geri dönme imkanı sunuyor. Renault, eskiden yaptığımız gibi podyumlara dönmek istiyor. Tıpkı benim gibi.” şeklinde açıklamada bulundu.

Bu gelişme hakkında Renault Sport Racing Genel Müdürü Cyril Abiteboul, “Alonso’nun takımımıza geri dönüşü Renault Grubu’nun F1’e bağlılığını sürdürme ve zirveye geri dönme planımızın bir parçası. Onun ekibimizdeki varlığı, hem spor adına hem de markamız için oldukça müthiş bir durum. Esteban ve Alonso ile birlikte Renault F1 takımı, 2022 sezonuna en iyi şekilde hazırlanmak için mücadeleye başladı.” dedi.

 

 

Devamını oku

Genel

Tesla, 5. seviye otonom sürüşe “neredeyse” hazır!

Şangay‘da her sene düzenlenen, Dünya Yapay Zeka İstihbarat Konferansı (WAIC) esnasında Elon Musk, Tesla‘nın otonom sürüşte 5. seviyeye neredeyse hazır olduğunu söyledi.


İlginizi çekebilir: Yeni 2021 Toyota Corolla Cross tanıtıldı!

reklam

Bu, şu anda satışta olan Model S/3/X/Y’lerin sürücüden tamamen bağımsız şekilde kendini sürebileceği anlamında geliyor. Musk, ” Seviye 5 veya tamamen bağımsız sürüşlerin olacağına inanıyorum ve bu beklediğimizden çok daha çabuk gerçekleşecek. Bu sene içerisinde Seviye 5 otonom sürüş çalışmalarımızı tamamlayacağımızı düşünüyorum.” dedi.

Ayrıca Amerikalı üreticinin, otomobillerde daha gelişmiş bilgisayar sistemleri kullanabilmek için yeni ısıtma ve soğutma sistemleri üzerinde de çalıştığı söyleniyor.

Musk her ne kadar güvense de sektörde büyük bir kesim, otonom arabalara bu denli güvenmenin şimdilik doğru olmadığını düşünüyor. Çoğu ülkenin yollarındaki kalitenin yeterince iyi olmayışı, bu güvensizliğin en büyük sebeplerinden biri. Çukurlar, şeritleri belirgin olmayan yollar gibi etmenler, otonom sürüşün güvenilirliğini azaltıyor.

Kaynak: Autonews Europe

 

Devamını oku